bArış

bArış
@mbrs
113 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Reklam
Kalbim soğudu senden
Kalbim eksildi senden “Duyguların matematiği de varmış” diye söylenerek kalabalık bir yolda hızlı adımlar ile ilerliyordu. İki elini de yumruk yapmış kendisine ilk çarpacak masum adamı bekliyordu. Boğazında düğümlenmiş harfleri ancak bu şekilde kusabilirdi. “İlgisizlik” demişti dünyalar güzeli kadın. Kendince birçok açıklamaya sahip kelimeleri oluştursa da kelimeler harflere bölünmüş ve ağzından çıkamamıştı. “Ben mi?” Diye şaşkınlıkla sormuştu sadece ateşten kurumuş dudakları arasından çıkan kelimeler. Varlığın yoklukla adlandırması kızdırmıştı ve bu yüzden içinde ki alev yüzünü kızıla boyamıştı. Kadının yanından ansızın kalkıp kendini caddeye koyuvermesi arkasındaki öfkeyi yüksek bir sesle birleştirdi. “Kaçıyor musun? Bak işte.. güldürdün beni ve sen hiçsin “ cümleleri kulak çevrelerinde asılı bir melodi olarak çalışıyordu. Asilik ve mavilik aynı anda olmuyordu hayatında. Cadde de hızlı adımlar ile sesten uzaklaşırken beklediği hedefe sonunda çarpmıştı. Ellerini havaya kaldırdı dişlerini sıktı. Tam darbeyi vuracak ve içindeki öfkeyi kusacakken karşısındaki yemyeşil parkı gördü. Çarptığı delikanlıdan sessizce özür dileyerek parka yöneldi. Uzun iri mavi çamın altına uzanıp gökyüzüne bir kaç saniye baktı. Maviyi seviyordu baharın adı Eylül dü. Göz kapaklarının ağırlığına düşünceleri dayanamadı. Ağacın altında uyuya kaldı.
Cesaret halihazırda sahip olduğunuz ve zorlu zamanlar başladığında sizi cesur kılan bir şey değildir. Cesaret zorlu zamanlardan geçtikten ve o zamanların aslında o kadar da zorlu olmadığını keşfettikten sonra kazandığınız bir şeydir.
Kalbim eksildi senden
Kalbim eksildi senden “Duyguların matematiği de varmış” diye söylenerek kalabalık bir yolda hızlı adımlar ile ilerliyordu. İki elini de yumruk yapmış kendisine ilk çarpacak masum adamı bekliyordu. Boğazında düğümlenmiş harfleri ancak bu şekilde kusabilirdi. “İlgisizlik” demişti dünyalar güzeli kadın. Kendince birçok açıklamaya sahip kelimeleri oluştursa da kelimeler harflere bölünmüş ve ağzından çıkamamıştı. “Ben mi?” Diye şaşkınlıkla sormuştu sadece ateşten kurumuş dudakları arasından çıkan kelimeler. Varlığın yoklukla adlandırması kızdırmıştı ve bu yüzden içinde ki alev yüzünü kızıla boyamıştı. Kadının yanından ansızın kalkıp kendini caddeye koyuvermesi arkasındaki öfkeyi yüksek bir sesle birleştirdi. “Kaçıyor musun? Bak işte.. güldürdün beni ve sen hiçsin “ cümleleri kulak çevrelerinde asılı bir melodi olarak çalışıyordu. Asilik ve mavilik aynı anda olmuyordu hayatında. Cadde de hızlı adımlar ile sesten uzaklaşırken beklediği hedefe sonunda çarpmıştı. Ellerini havaya kaldırdı dişlerini sıktı. Tam darbeyi vuracak ve içindeki öfkeyi kusacakken karşısındaki yemyeşil parkı gördü. Çarptığı delikanlıdan sessizce özür dileyerek parka yöneldi. Uzun iri mavi çamın altına uzanıp gökyüzüne bir kaç saniye baktı. Maviyi seviyordu baharın adı Eylül dü. Göz kapaklarının ağırlığına düşünceleri dayanamadı. Ağacın altında uyuya kaldı.
Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç.