Uyku ne kadar derin olsa da, insan bu kadar derin bir aleme adım atmaz. Bilinç böyle büsbütün teslim olmaz.
Ne var ki, yaşamı sürdürmek için gerekli beden fonksiyonlarında bir sorun bulunmadığı müddetçe bilincin yerinde olup olmaması o kadar da büyük bir mesele değil. Gerekli olan, en alt düzeyde solunum ve nabız atışı.
Sonra "Biliyor musun, yaşamlarımız aydınlık ve karanlık diye basitçe ikiye ayrılmaz" diyor. "İkisinin arasında gölgeli bir ara bölge vardır. O gölgenin katmanlarının farkına varıp onları idrak etmek sağlıklı bir zekanın işidir. Ve o sağlıklı zekayı elde etmek için de zaman ve gayret gerekir."
İnsan hafızası sahiden de çılgınca bir şey. İşe yaramayan, lüzumsuz bir sürü şey çekmeceye kapatılmış gibi. Gerçekte ise önemli, yararlı şeyleri art arda unutup gidiyoruz.