"Yoksulluk bir eve bir kapıdan girerse din öbür kapıdan çıkar gider." diyen Ebû Zer'dir. Çünkü Hz. Peygamber'in "Fakirlik neredeyse küfre varacaktı.” sözünü duyan ve anlayanlardandı. Ebû Zer'in sürgün edilip ıssız çölün bir köşesine gömüldüğü gibi İslam da Hz. Peygamber'den kısa bir müddet sonra kumlara gömülüp kalmıştır. Haydi bu kadar radikal ve marjinal olmayalım, İslam'ın başına gelmedik kalmamıştır diyelim.
En büyük gerçekler, en çok istismar edilenlerdir. Açlık-tokluk, özgürlük, din, bilim, bu gerçeklerin önde gelenleridir, istismarları da yaşanan gerçeklerdir.
"Ruhunda istiklal olmayan özgür değildir. İçinde özgürlüğü duymayan özgür değildir. Özgür olmak, makine adam olmamak, makineleşmenin içinde kendini kaybetmemektir."
Hayvan, gerçeğe sessizce evet demiştir. Sadece evet demiştir. İnsan gerçeğe itiraz edebilir. Gerçekten yakınabilir, dertlenebilir. Kendini kuşatan gerçekle tatmin edilmemiştir. Kendi kendisinin gerçeğinden bile kaçabilir. Freud, Her Prensibin Ojesinde eserinde, insanı, temayüllerini hapseden varlık diye tasvir etmiştir. Anlıyoruz ki insan, kendi içgüdü enerjisini aşabilir ve manevî faaliyeti yükseltebilir. Bunlar için yukarı çıkabilen bir kabiliyeti olmalıdır. Anlaşılıyor ki bu kabiliyetin en önemlisi, özgürlüktür.