Murat Can

Murat Can
@mcanyoldas
Hayatında bir şeyler yolunda gitmediği zaman kendini önemsemez ve kaybetmeye başlarsın. Kendi hayatını umursamaz ve başkalarının hayatına dahil olmak istersin. Beklediğin karşılığı alamayınca dibe çökmüş hissedersin. Ne yazık ki kendini bir beklenti içerisine sokan yine sensindir. Kendini mahrum bıraktığın kendi hayatın, kendi zevklerin var. Kendine ait bir yaşantıya sahipsin, iradeli ve nazır olmalısın. Herkes acılara sahip, kendi acılarını başkasının acılarıyla yarıştırma. Kimsenin acısı üstün gelmez. Herkes içinde, en derinde, sessiz, sakin, şiddetli mahvoluyor. Toparlaman gereken kendi hayatın, başlaman gerekiyor, ilk adımı atman gerekiyor. Düşündüğün planları faaliyete geçir. Denemekten zevk al, düşmekten korkma. Bırak rüzgar yeniden doğduğun küllerini savursun, sen ayakta sağlam kal.
Reklam
zihnimin yok mudur bir alıcısı bayım kocaman yüklerden ağırlaşmış omzumun yok mudur bir yontanı? ruhumu eski renklerine kavuşturucak gözlerimin içini yorgunluktan kurtarıp ışığını yakacak biri? hey! bayım, size sesleniyorum tanrısınız sanırım duymazdan geliyosunuzda beni hatırlayın bu sözlerimi ben unutmadan geçmişi benim günlerim geçmiyor ya sizinki?
Hayattan zevk almayı yitirdikçe baktığım gökyüzü ve ağaçlar değilde tabelalar ve reklam afişleri oldu. Eskiden yani çocukken otobüsten izlediğim gökyüzüydü şimdiyse kaldırım taşları bambaşka birine dönüştüm neydi buna sebep olan büyüdüm istemsizce derinlerdeki kaybolmuşluk hissim artıcak daha da heyecanım da azalmalı artık hayata karşı insanların tecrübe dedikleri buydu sanırım bayım hissizleşmek herşeye
Umutlarımı sakladığım yerde unuttum; geriye dönmek zor çok yollar aştım, bir çok yara aldım yeni düşünceler edindim aslında bir çok düşünceler edindim bir çok acıya ortak oldum kimseyi küçümsemesem de küçümsendim hor görüldüm! nezaketim yerindeydi ne kadar kötü insan olsada "annemin içime örgü gibi işlediği bu merhametim hiç bir zaman sökülmedi" iyi şeyler olsun istedim hep lakin bu arzular artık yaşadığım hayatın cabası kötülüklerin makarası
masada bir fotoğraf vardı. ormanda bir kıza sarılmıştım. kız bana sarılmıştı. uzun siyah saçları vardı. altında ekoseli bir etek, üzerinde gömlek vardı. ben kot giymiştim. üzerimde kazak vardı. kameraya bakıyor, gülümsüyorduk. arkada, uzaklarda bir araba vardı. ona gidecektik poz verdikten sonra. o araba, bambaşka yerlere gidecekti. ama o an, sadece orada durmuş, birbirimize sarılmış ve kameraya dönerek gülümsemiştik. masada bir fotoğraf vardı. deniz kenarındaydık. bir arabanın etrafında ateş yakmaya çalışıyorduk serseri arkadaşlarımla. karanlık çökmek üzereydi, hava soğuktu ve ateş yakmalıydık. bagaj açıktı. olasılıkla içi içki doluydu. saftık... karanlık çökmek üzereydi, ateş yakmalıydık ve yakamıyorduk. velhasıl, birlikteydik. kim korkardı karanlıktan o zamanlar... gülümsüyorduk. masada bir fotoğraf vardı. doğrusu, eski bir okuldan bozma kazıevindeydim. arkadaşlarla oturmuş, içiyorduk. arkada sarışın bir kız vardı. beni sevme ihtimali vardı. sevmedi. olsundu... öyle olsundu. ne de olsa oradaydık, içiyorduk ve gülümsüyorduk. masada bir fotoğraf vardı. annemle babamın ortasındaydım şımarmıştım. bana sarılmışlardı. onların çocuklarıydım. benden beklentileri vardı. ümitleri vardı. gurur duyuyorlardı benimle. mutlu olmamı istiyorlardı. oradaydım, tam ortalarında. güvendeydim. onlar yanımda olduğu sürece kimse zarar veremezdi bana. mutluyduk, benden umutluyduk, gülümsüyorduk. masada bir fotoğraf vardı. bir göl kenarındaydım. tek başımaydım fotoğrafta. kirli sakallıydım. oturmuş, sigara içiyordum. ne çok saçım varmış eskiden... ve ne kadar güzel bakıyormuşum. çok kötü şeyler görmemiştim henüz hayatta. ondandı sanırım güzel bakışım. hatırlıyorum, sevgilim çekiyordu fotoğrafı. aşıktım. gülümsüyordum. o beni sevdiği sürece, mutlu olacaktım. o benim ne zaman
Reklam