masada bir fotoğraf vardı.
ormanda bir kıza sarılmıştım. kız bana sarılmıştı. uzun siyah saçları vardı. altında ekoseli bir etek, üzerinde gömlek vardı. ben kot giymiştim. üzerimde kazak vardı. kameraya bakıyor, gülümsüyorduk. arkada, uzaklarda bir araba vardı. ona gidecektik poz verdikten sonra. o araba, bambaşka yerlere gidecekti. ama o an, sadece orada durmuş, birbirimize sarılmış ve kameraya dönerek gülümsemiştik.
masada bir fotoğraf vardı.
deniz kenarındaydık. bir arabanın etrafında ateş yakmaya çalışıyorduk serseri arkadaşlarımla. karanlık çökmek üzereydi, hava soğuktu ve ateş yakmalıydık. bagaj açıktı. olasılıkla içi içki doluydu. saftık... karanlık çökmek üzereydi, ateş yakmalıydık ve yakamıyorduk. velhasıl, birlikteydik. kim korkardı karanlıktan o zamanlar... gülümsüyorduk.
masada bir fotoğraf vardı.
doğrusu, eski bir okuldan bozma kazıevindeydim. arkadaşlarla oturmuş, içiyorduk. arkada sarışın bir kız vardı. beni sevme ihtimali vardı. sevmedi. olsundu... öyle olsundu. ne de olsa oradaydık, içiyorduk ve gülümsüyorduk.
masada bir fotoğraf vardı.
annemle babamın ortasındaydım şımarmıştım. bana sarılmışlardı. onların çocuklarıydım. benden beklentileri vardı. ümitleri vardı. gurur duyuyorlardı benimle. mutlu olmamı istiyorlardı. oradaydım, tam ortalarında. güvendeydim. onlar yanımda olduğu sürece kimse zarar veremezdi bana. mutluyduk, benden umutluyduk, gülümsüyorduk.
masada bir fotoğraf vardı.
bir göl kenarındaydım. tek başımaydım fotoğrafta. kirli sakallıydım. oturmuş, sigara içiyordum. ne çok saçım varmış eskiden... ve ne kadar güzel bakıyormuşum. çok kötü şeyler görmemiştim henüz hayatta. ondandı sanırım güzel bakışım. hatırlıyorum, sevgilim çekiyordu fotoğrafı. aşıktım. gülümsüyordum. o beni sevdiği sürece, mutlu olacaktım. o benim ne zaman