Annesi, çocukluğun insanın ayağını yerden kesip onu ötelere taşıyan büyük, mavi bir dalga olduğunu söylemişti bir keresinde ve tam bunun sonsuza dek süreceğini sandığın sırada da ortadan kaybolup giderdi o dalga. Ne arkasından koşabilirdin çocukluğun ne de tutup geri getirebilirdin. Ama o dalga, yok olmadan önce ardında bir armağan bırakırdı kıyıya: bir deniz kabuğu. Deniz kabuğunun içinde de çocukluğun bütün sesleri olurdu. Bugün bile, gözlerini kapatıp kulak verdiğinde duyabilirdi onları.