Omuz başıma bir melek esintisi dokunuyor. Sanki biri bir gül bahçesinin ortasında namaza duruyor da o kıyamdayken söğüt ağacının yaprakları eğilip omuzlarını okşuyor.
(...) kendi kalbinin hararetinden ateşin kokusunu aldı. (...) Yangındı aslolan, dumanın nereden tüttüğü önemli değildi. Kendi kalbinde bir doğu masalının şehzadesine doğru akmaya başlayan ateşi dinledi. Her belaya, her kazaya evet diyebilirdi. Böyle bir şerayin alevi hangi cihetten gelse, yanmaya değerdi. Fark etmez kimin kalbinde kıpırdarsa kıpırdasındı ama yeter ki çıksındı böyle bir yangın. Kalbinin yangın haberini sardı sarmaladı, günü gelince açmak üzere bir kuytuya kaldırdı. Değil mi ki Settarhan aşk'ın "ş" sinde takılmıştı?!