"Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar ve ona beklemediği yerden rızık verir. Ve kim Allah'a güvenirse, Allah ona yeter" (Talak súresi (65), 2-3)
"Bir kimse istiğfarı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rizık verir."
[Ebü Davůd, Vitir 26. Ayrıca bk. Ibni Mace, Edeb 57]
Hasan-ı Basri hazretlerine adamın biri kuraklıktan, diğeri fakirlikten, öteki çocuklarının azlığından, bir başkası tarlasının verimsizliğinden şikayet ederek himmetini ve kendilerine yol göstermesini istemişlerdi. Tâbiin neslinin en tanınmış şahsiyetlerinden biri olan bu büyük veli, onların her birine istiğfar etmelerini tavsiye etmişti. Yanında bulunanlar ona, bu kimselerin dert ve sıkıntılarının ayrı ayrı olduğunu, onların hepsine neden aynı şeyi tavsiye ettiğini sormuşlardı. Hasan-ı Basri hazretleri onlara, kendisinden himmet bekleyenlerin dertlerine deva olacak şu ayet-i kerimeyi okudu: "Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. (Mağfiret dileyin ki) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın" (Nûh sûresi (71), 10-12).
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"(Vaktiyle) bir adam:
- Ben mutlaka bir sadaka vereceğim, dedi. Geceleyin evinden sadakasını alıp çıktı ve onu bilmeden bir hırsızın eline tutuşturdu. Ertesi gün halk:
- Hayret! Bu gece bir hırsıza sadaka verilmiş! diye konuşmaya başladı. Adam:
- Allahım! Sana hamdolsun. Ben mutlaka bir sadaka daha vereceğim, dedi. Sadakasını alarak evinden çıktı ve onu bir fahişenin eline tutuşturdu. Ertesi gün halk:
- Olur şey değil Bu gece bir fahişeye sadaka verilmiş! diye dedikoduya başladı.Adam:
-Allahım! Bir fahişeye sadaka verdiğim için sana hamdolsun. Ben mutlaka bir sadaka vereceğim, dedi. Sadakasini alıp evinden çıktı ve onu bir zenginin eline koydu. Ertesi gün halk:
-Bu ne iştir! Bu gece bir zengine sadaka verilmiş diye söylenmeye başladı. Adam:
-Allahım! Hırsıza, fahişeye ve zengine sadaka verdiğim için sana hamdolsun, dedi.
Uykusunda o adama şöyle denildi:
- Hırsıza verdiğin sadaka, belki onu yaptığı hırsızlıktan utandırıp vazgeçirecektir. Fahişe belki yaptığından vazgeçip iffetli bir kadın olacaktır. Zengin de belki bundan ibret alıp Allah'ın kendisine verdiği maldan muhtaçlara dağıtacaktır."
Buhari, Zekat 14: Müslim, Zekat 78. Ayrıca bk. Nesai Zekat 47.
Allah Teâla “Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın; tefrikaya düşüp parçalanmayın" buyurur (Ali Imran süresi 103). Şu halde tefrikalar Kur'an ve Sünnet'ten, Islâm'dan kaynaklanmaz. Çünkü bunlar tefrikanın değil tevhidin, birlik ve beraberliğin kaynağıdır. Ümmetin düştüğü tefrikaların menşei Kur'an ve Sünnet dışı düşünce ve yönelişlerdir. Islam tarihi boyunca ümmetin içinde görülen sapmaların, düşülen tefrikaların sebepleri Islâm'dan uzaklaşma, bilerek ya da bilmeyerek düşmanın oyununa gelmedir. Bundan kurtulmanın çaresi de Kur'an ve Sünnet'e yönelmektir.
"Güzel konuşuyor dedirtmek için uzun uzun konuşanlar, sözünü begendirmek için avurdunu şişire şişire laf edenler ve bilgiçlik etmek için lügat paralayanlar ise en sevmediğim ve kıyamet günü bana en uzak mesafede bulunacak kimselerdir."
Tirmizi, Birr 71