Soluk Gazetesinin sahibi, işinde de çok başarılı bir gazeteci olan Güven Dağlı, ailesinden geriye kalan kız kardeşi Yağmur ve oyuncu sevgilisi İpek Deniz ile birlikte İstanbul'da gözlerden uzak bir yerde yaşamaktadır. Bir gün işyerinde postadan bir zarf alır. Zarfın içinden eski, sararmış bir gazete küpürü ve küçük bir mdf plaka çıkar. Plakada, yaşam ağacı katilinin öldürdüğü kişilerin yanında bıraktığı yaşam ağacı resmi vardır. Gazetedeki haber ise, 1969 yılındaki kendi gazetesinden bir parça olan, ‘Yaşam Ağacı Katili’ olarak anılan ve intihar eden Mustafa Çağan'ın haberidir. Bunun gibi durumları daha önce de yaşayan Güven bu durumu da pek ciddiye almaz. Fakat kardeşi Yağmur’un kaçırıldığını öğrenir. Arkadaşlarından da yardım alarak peşine düşer
Farklı zaman dilimlerinde, 1969 ve 2005 yıllarında ilerleyen kitapta, yıllar önceki yaşananları okurken hissettiğim acı ve çaresizlik kelimelerle anlatılabilecek gibi değil. Acıyla, nefretle, öfkeyle, bazen de üzülerek okuduğum bölümlerdi. 2015 yılına gelindiğinde ise, bir ailenin çocuklarının hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu, çocukken yaşanan travmaların insanların hayatında nasıl onarılamaz yaralar açtığını gösteren bir romandı. Ailenin değerini anlatırken, kurgusundan karakterlerine, üslubundan işleyişine kadar her şeyiyle mükemmel, gizem, aksiyon, aşk, macera, gerilim gibi öğeleri de barındıran, çeşitli duygular hissettiren, herşeyiyle doyurucu, büyük bir heyecan ve merakla okutarak, sonunda ise tam bir ters köşe yapan bir romandı. Dili ise oldukça akıcı ve sürükleyici olan kitap ikinci kitaba da soru işaretleri bırakarak bitiyor. Baskı kalitesi ve sayfa resimleri ile de şahane bulduğum bu polisiye romanı şiddetle tavsiye ederim.
#YaşamAğacı
^
^
#alıntı
Saniyeler sonra gökyüzüne tüneyen ay, yerdeki