Yazardan okuduğum üçüncü kitap. Çok beğendiğim her anı merak içinde geçen ve ters köşeli bir kitap.
Ana karakterimiz Ahmet Arslan Karadeniz' de ilginç bir evde tek başına yaşayan emekli bir mühendistir. Evin her odasında kitaplıkların ve kitapların olması, odaların bile cinayet odası, aşk odası gibi kitap konularına göre ayrılması çok hoşuma giden bir detaydı. Okuduğumuz ev belki de bazı biz kitapseverlerin hayallerinde vardır :) Karakterimiz tek başına yaşamayı seven, kitap okumayı seven, kendisine dokunulmasından hoşlanmayan hatta bu konuda fobisi bulunan bir karakter. Tek dostu köpeği olup evine girebilen nadir kişiler vardır. Bu kişilerden biri evin temizliğini yapan kadın bir diğeri bu kadının oğlu Muharrem bir başkası kardeşi Mehmet bir başkası komşusu Arzu ve birazdan göreceğimiz bir kadın karakterimiz. Kitabımız bu karakterimizin yaşadığı küçük köyde işlenen bir cinayet üzerine başlıyor. Öldürülen kişi ise evine gelen nadir kişilerden olan komşusu Arzu. Öldürülen kadını tanıyan adamın kapısı bir gün tanımadığı bir kadın tarafından çalınıyor. Bu kadın gazeteci olup olayı çözmek için karakterimize geliyor.
Karakterimiz ise evinin hakkını verircesine hikaye anlatmayı çok seven biri. Gazeteci kadına sorduğu sorulara yönelik istediği gibi hikayeler anlatarak cevap veriyor. Gazeteci kızın yasak aşk cinayeti mi teorisi üzerine karakterimiz aşkın ölümcül olduğunu söylüyor. Kardeşinin hikayesinden bunu net bir şekilde gördüğünü söylüyor. Kız Ahmet Arslan' ın bu tuhaflıklarına kızarken bir yandan da merak duygusu ağır bastığı için adamı dinlemeye devam ediyor. Ana karakterimiz olayla ilgili teorilerini açıklıyor, çeşitli hikayeler anlatıyor. Kız bir kızgın bir meraklı bir türlü adamın anlattığı hikayelerden kopamıyor. Kız kardeşinin hikayesini anlatmasını sürekli