Çok severek ve isteyerek bu bölümü seçtim. Öğrenmenin yanı sıra öğretmek de bana her zaman mutluluk vermiştir. Şimdi tam da o evredeyim. Öğrendiklerimi öğrettiğim o evre...
Şu an dersine girdiğim öğrencilerimin yaşındayken çok sessiz, içine kapanık ve sakin biriydim. Derslerde bildiğim sorulara cevap vermeye korkacak kadar da cesaretsiz.. Bu yüzden öğretmenlerimin görmediği, duyguları bastırılmış, keşfedilmeyi bekleyen biri olarak büyüdüm. Ta ki liseye gelene kadar. Lisede hayatıma dokunan, öğrenme şevkimi arttıran hocalarım oldu. Bende öğretmen olursam onlar gibi olacağım dedim. Öğrencilerini gören, anlayan, empati kuran bir öğretmen. Ve işte şimdi o fırsata sahibim. Elimden geldiğince de değerlendiriyorum. Birilerinin hayatına dokunmak için çabalıyorum. Teneffüslerde öğretmenler odasına kapanmak yerine onlarla sohbet ediyorum. Bana olan sevgilerini içten bir şekilde hissediyorum.
Bugün sınav kağıtlarını okuyup derse girdiğim vakit tek tek notları açıkladım. Ders çıkışı ise bir öğrencimin yüzü asık bir şekilde merdivenden indiğini gördüm. Bana beni hatırlattı. Yanına gidip neyi olduğunu sordum. "sınavdan 82 aldım" dedi ve gözleri doldu. Evet 82 çok iyi bir puan fakat belli ki o, kendinden çok daha iyisini beklemiş. Tekrardan kendimi hatırladım. 90 alıp ağladığım günlere döndüm. Genele oranla çok iyi olabilir bu puan, fakat kişinin verdiği emek ile bir olmayabiliyor. Onu asla yargılamadım. Çünkü yaşadığı şeyi kendimden biliyordum. Teselli ettim, diğer sınavdan daha yüksek alacağını söyledim. Ben teselli ettikçe o duygulandı ve daha da ağladı. O an çok üzüldüm, güldürmeyene kadar göndermedim yanımdan.
Bazen her şey bir oyunmuş gibi geliyor bana. Ben hangi ara bu evreye geldim. Hangi ara yüreklere dokunur oldum.
Bundan bir hafta öncesinde ise ders esnasında bir