artık anlıyorum, insan görkemli güzelliğini ölene dek bilemiyor. ne dünyanın ne kendisinin. kalbin terazisi, yitirilmemiş hiçbir şeyin kıymetini hakkıyla ölçemiyor.
sanırım böylece, dünyanın geri kalanı umursamasa da, bir yerlerde birinin hatırlayacağı minik, mütevazı bir hikayem oldu benim de. hikayeler böyledir, bazen sadece bir kişi dinlesin diye anlatılır. bir kişi çünkü, dünya demektir. dünya da hikaye...
buradan bakınca inanılmaz hafifliği var dünyanın.
hiçbir ateş sonsuza dek yanmıyor.
zaman ve sancıya dayanmanın en basit yolu, sonunda muhakkak geçeceğini unutmamak. Evet, her şey geçiyor. Sevmek bile, acı çekmek bile, kanamak bile, dünya bile, azalmayı beklemeden bitiveriyor. ağrı diniyor.
uzun, ıssız, püfür püfür bir boşluk kalıyor geriye sadece.
insan ancak o zaman aslolanın, yaşarken hasım sanıp ölümüne savaştığının, kadim boşluklardan ibaret olduğunu anlıyor.
hayat denen sergüzeşt, zararsız ve uzak bir hatıraya dönüyor usulca.