Ateş püsküren bir kadında öyle bir hal vardır ki... Hele öfkesinin yanı sıra üzgünse ve gözü de kararmışsa onu daha fazla kışkırtmayı göze alabilecek pek az erkek vardır.
"Sana karşı duyduğum ilgiyi kendim de tam olarak anlayamıyorum. Gerçi hayatımın zevki, sevinci de sevdiğim insanlarla birlikte onların mezarlarına gömüldü ama ben gene de yüreğimi tabuta çevirmedim. Sevmek yeteneğimi sevdiklerimle birlikte gömmedim. Çektiğim derin acılar duygularımı yalnızca güçlendirip inceltmeye yaradı."
Kadın, "Ah ressamlar kadınları hep olduklarından daha güzel çizerler, yoksa müşteri bulamazlar çocuğum!" dedi. "Fotoğraf çeken makineyi kim bulduysa tutmayacağını bilmesi gerekirdi: Makine gereğinden çok doğruyu söylüyor çünkü, gereğinden çok!"
Zamanla derin, durgun bir uykuya daldı. Bu uyku ancak çekilen acıların dinmesiyle mümkündür. O durgun, derin uyku ki bundan uyanmak insana acı verir. Bu uyku ölüm bile olsa kim uyanıp da gene yaşamanın bütün çile ve yüklerine; bugünün dertleriyle yarının kaygılarına ve hele dünün üzücü anılarına yeniden dalmak ister?