*Spoilerlı bir inceleme olacak tavsiyem kitabı okumadan okumamanız*
Cümleye nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum karışık duygular içersindeyim, ama kitabın bana hissettirdiği duyguları kitap hakkında edindiğim fikiri sizinle paylaşmak istedim.
Gregor'un ailesi için özgürlüğünden kendi hayatını bir kenara bırakarak sadece onları refah içinde yaşatabilmek için bir gün bile dinlenmeden çalışması, karşılığında ise böceğe dönüştüğü için korku, iğrenti duyulması beni kırk yerimden bıçakladı ve çok tanıdık geldi
Kitabın ortasına gelmeden yazarın Gregoru tekrar insana dönüştürmesini, intikam hırsıyla yanıp tutuştuğum için, intikamını almasını istedim ama aldığı ne intikamdı ne de ailesinin aslında nasıl insanlar olduğu gerçeği görebilmesiydi. Kendi ailen dediğin insanların böyle dününmesi çok acı değil mi? Bana göre Gregor ailesini kafasında öyle romantize etmiş ki, (belki de saf sevgi?) gerçeği böyle trajik bir olay olmasa göremezmiş gibime geldi, gel gelelim gerçeği görmemekle birlikte ailesine son nefesine kadar sevgi beslemeye devam etti.
Gregorun kız kardeşine beslediği sevgi öyle saf öyle temizdi ki kitabın sonlarında kız kardeşinin Gregordan kurtulması gerektiğini söylerken kendimi ağlamamak için zor tuttum. Bu kadar derinden Gregor için intikam hırsıyla yanıp tutuşmam, benimde zamanında -belki farkında olmadan hâlâ- insanlar için kendimden ödün vermemden, çizgimi çizemediğim için 'hayır' demek istesem de 'evet' cevabı verdiğim için sonradan kendimle bir saat azarlama konuşması yaptığım için de olabilir.
Benim kitaptan çıkarttığım anlam, ailen dahi olsa kimse için kendini eksiltme, gözünün önündeki gerçeği sırf canın yakar diye görmezlikten gelme, erteleme çünkü sen, insanların işine yarayabileceği kadar değerlisin.