Gece derindi.
Pencerenin önünde ay ışığı vardı.
Tam o sırada gözüm eski bir testiye ilişti.
Kenarında ince bir çatlak vardı.
Yıllardır oradaydı.
Ama o gece ilk defa dikkatle baktım.
Ay ışığı o çatlağın içinden geçiyor,
testinin karanlık tarafında ince bir çizgi bırakıyordu.
Bir süre baktım.
Sonra içimden tuhaf bir düşünce geçti:
"Eğer o çatlak olmasaydı,
ışık da içeri giremeyecekti."
O an bir şey değişti.
Kırıklığıma başka türlü bakmaya başladım.
Belki de beni inciten şey;
kırılmış olmam değildi,
kırılmış olmayı bir kusur sanmamdı.
Çünkü o kırık yerlerden yalnızca acı geçmemişti.
Merhamet de geçmişti.
Başkalarının sessiz yaralarını anlayabilmek...
Birinin gözlerindeki hüznü fark edebilmek...
Kimseye görünmeyen yükleri sezebilmek...
Bunlar da hep o çatlaklardan içeri girmişti.
Bir insan düşün:
Hiç kaybetmemiş,
Hiç beklememiş,
Hiç özlememiş,
Hiç yarım kalmamış...