Hissikâblelvûkû

Hissikâblelvûkû
@mehmetferit
Tecrübe, bedeli ödenmiş bilgidir.
Puan vermedi·163 syf.··
2026 24. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:49
Bu kitap ilk bakışta kaybedenlerin ve dibe vurmuşların hikâyesi gibi görünse de; özünde, kitabın başkarakteri Bakır'ın, hayata tutunma çabasını da anlatır aynı zamanda... Bakır, tabiri caizse denize düşmüştür ve boğulmamak için tutunacak bir dal aramaktadır. Yoksulluk ve yalnızlığın girdabında kulaç atmaya çalıştıkça daha çok dibe batar. Bu yoksulluk sadece paranın değil, sevgi ve umudun da yoksunluğudur aslında... Bazen kaybettiğiniz için yalnız kalmazsınız, yalnız kaldığınız için kaybedersiniz hayatta... Yanında tutunacak bir el, bir nefes, bir ses arar insan... Yani bir anlâm arayışı... O anlâmı bulamadığında ise hayat size yol ayrımları sunar; ya hakikâti buldurur o yol, ya da yanlış tercihlerinizle dibi gördürür. Bakır, maalesef uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla birlikte intiharın eşiğinde gezen, savrulan bir gençtir. "Müptezel" tanım olarak; "saygınlığını yitirmiş, değersiz, bayağılaşmış ve ayağa düşmüş kişi," anlâmlarına geliyor. Bazı sevgili okur arkadaşlarımız kitaba dair "inceleme"lerinde bolca küfür içerdiği için kitabı fazlasıyla eleştirmişler ama adı üzerinde: "bayılaşmış, saygınlığını yitirmiş" insanların nazik bir İstanbul türkçesiyle konuşmaları beklenemezdi sanırım değil mi? Bence Emrah Serbes yapmacıklıktan uzak, tam da olması gerektiği gibi küfürlü bir dil kullanmış ve bu dil, kitabı çok daha samimi ve gerçekçi kılmış. Örneğin, Brad Pitt'in "Furry" filmini izlediyseniz hatırlarsınız, filmde bir amerikan subayını oynamıştı ve saçlarını yıkadığı bir sahne vardı. O sahnede saçlarından simsiyah bir çamur akmıştı. Yönetmen, aslında o sahneyle birlikte izleyiciyi tam anlâmıyla savaş atmosferinin içine çekmek istiyordu. Bir de bizim dizilerimizdeki dağlık arazide gezip çatışmaya giren ve botları dahi kirlenmeyen başrollerimizi aklınıza getirin ve
MüptezellerEmrah Serbes · İletişim Yayınları · 20168,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:35
Bence bu romanın özellikle kitabın ismi üzerinden önyargıyla: "kadınlardan nefret eden bir erkeğin hikâyesi" şeklinde dar bir kalıba konularak tahayyül edilmemesi gerek. Çünkü çok daha fazlası var bu romanda... Mesela dış görünüşü sebebiyle ailesi ve toplum tarafından dışlanan, sevgiden yoksun bırakılmış bir insanın yaraları ve travmaları var. Reşat Nuri Güntekin, Ziya (Homongolos) karakteri üzerinden okuyucusuna, adeta, bu görünmez yaralara dokunmasını ve derin bir empati kurmasını işaret ediyor. Bazen insan sevemediğinden değil, sevmenin getireceği "kırılganlıktan" korktuğu için sevgiyi reddeder. Hayatı boyunca yalnızlaştırılmış ve daima görmezden gelinen bir insanın sessiz yardım çığlıkları duyulmadığında insan dönüşür ve çevresine görünmez duvarlar örer. Bu aslında bir bakıma çevresindeki düşmanca bakışlardan ve kötülüklerden korunma refleksidir. İnsanlar onu hep "insanlardan kaçıyor" diye acımasızca yargılarken o aslında kendi yaralarından kaçmaktadır. Yarayı açan da, tedavi eden de insandır. Homongolos, yaralanan taraftadır ve o yaralar daima kanar, durur. O da zamanla insanlardan uzak durarak ve onları önemsemeyerek kendisine bir korunma mekanizması geliştirir. Bu aşamada İstanbul'dan dayısının kızının düğünü için köye gelen Sâra ile yolları kesişir. Sâra, tüm erkeklerin ilgi gösterdiği güzeller güzeli bir kadındır. Onu görüp yanından geçenler arkalarına dönüp tekrar tekrar bakmaktadır ve bu ilgi Sâra'yı fazlasıyla şımarık ve egolu bir kadına dönüştürür. Tüm dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanır. Tâ ki Homongolos'la karşılaşana dek... Her iyi kitap sona erdiğinde aslında okuyucunun kalbine bir mesaj bırakır: "Kalbini korumak için etrafına duvar ören kişi, sonunda kendini de o duvarların içine hapseder." Seni daima zihnimde yaşatacağım: "Homongolos..."
Bir Kadın DüşmanıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Yayınları · 19865,3bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 01:50
Okulda, bir çocuğun sözlü hakarete uğraması, öfke anında atılan bir taş ve değişen hayatlar... Yeni insanlar, diyaloglar ve birbiri ardına gelişen olaylar örgüsü... Kemal Ural'ın kitabına da vermiş olduğu o isim gibi: "Küçük şey yoktur." Akıp giden zaman içerisinde farkına varamasak da hayat bir puzzle gibidir aslında ve küçük küçük parçalardan meydana gelir. Bu parçalar tamamlandığında ise büyük resim ortaya çıkar. Bazı insanlarla tanışmalarımız, karşılaşmalarımız bize tesadüfi küçük sebepler olarak görünebilir ama bu belki de yıllar sonra romana dönüşebilecek bir hikayenin ilk satırlarıdır aslında... Romanın kahramanı Orhan'ın Vedia ile yollarının kesişmesi de atılan bir taş vesilesiyle olur. Bir çocuğun attığı o küçük taş, Orhan ile Vedia'nın hayatlarına çarpar ve orada akis bulur, yankılanır. Memleketi ve tüm akrabalarıyla ilişkisini kesmiş, İstanbul'da yalnız başına yaşayan Orhan öğretmen ile kendi küçük dünyasında psikolojik gelgitler, kararsızlıklar yaşayan narin Vedia'nın hikayesi... Peyami Safa, adeta okuyucunun zihninde kelimelerle resim çizen bir ressam... Kelimelerle o anın resmini çizer ve önünüze bırakır. Ruh tahlilleriyle, roman karakterlerinin psikolojisini birebir yaşarsınız o satırları okurken... Okuyucu değil de romanın içerisindeki bir karaktersinizdir artık. Sanki her şey sizin yanınızda olup bitmektedir. İnsan ruhunun derinliklerine inen muazzam betimlemeler... Yazarın kullandığı karakterler üzerindeki ruh tahlilleri ve tasvirler... Her satırında sürekli denk geleceğiniz eski türkçe kelimeleri temiz bir hava gibi ciğerinize çekip nefes alabileceğiniz harika bir roman: "Biz İnsanlar..."
Biz İnsanlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20233,742 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2020 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2020 19:00
Bu konu, aslında çoktandır değinmek istediğim bir konuydu. “İllimunati: Entirika Çemberi”ni okuduktan sonra internetten de konuya dair birçok videoyu izleme fırsatı buldum. Burada kitap incelemesinin yanı sıra “İllimunati” denilen oluşumun üzerinde durmak istiyorum. İllimünati… Başta, Rockefeller ve Rothschild gibi oldukça güçlü ve servet sahibi hanedanlıkların öncülüğünde kurulan ve toplam da on üç Yahudi aileden oluştuğu söylenen küresel bir çete! Güç, iktidar ve kara para imparatorluğu… İlginç gelebilir ama Amerikan Merkez Bankasının sahibinin, Amerika Birleşik Devletleri olmadığını biliyor muydunuz? “FED” yani, Amerikan Merkez Bankası başta Rockefeller hanedanlığı olmak üzere bu sekiz aileye ait. Doları “FED” basıyor. Muhtemelen dikkatinizi çekmiştir, 1 Doların arkasında, piramidin içerisinde: “Her Şeyi Gören Göz” sembolü var ve hemen altında: "Novis Ordo Seclorum" ibaresi yazılı. “Yeni Dünya Düzeni” yani, “Tek Dünya Devleti” anlamına geliyor. Bu adamlar, rehberleri şeytan sayesinde dünyayı yönetmek için doğmuş ilâhlar olduklarına ikna edilmişler! Bütün amaçları, dünyadaki tüm ulus devletlerinin yıkılıp, Babil veya Kudüs merkezli “tek dünya devletini” kurabilmek… — “Tek bir parti var: Para ve Güç Partisi. Bu partinin tek sahibi: İlluminati. Bir düşünün: Cumhuriyetçi Newt Gingrich, İlluminati'nin şaibeli Dış İlişkiler Konseyi üyesi. Demokrat Bill Clinton da öyle. Cumhuriyetçi George Bush da öyleydi. Cumhuriyetçi Robert Dole bir Mason. Newt Gingrich de öyle. Bill Clinton ve George Bush da..." Siyasetçiler, film yıldızları, şarkıcılar, medya, gazeteler, dergiler, televizyon kanalları, ilaç firmaları ve banka sektörü gibi birçok kişiyi ve sektörü avucunun içine alan bu çete, televizyon ve internet yoluyla insanlar üzerinde muazzam bir algı operasyonu uyguluyor.
İlluminatiTexe Marrs · Timaş Yayınları · 2012292 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 00:55
Yine mi tavşan? * İlişkinizi besleyin * Sevginizi gösterin * Yaratıcı olun * Her günü farklı yaşayın * İlişkinizi sağlıklı hale getiren eğitim ve seminerlere katılın * Sürprizler yapın * Tatile gidin * Balayı günlerini hatırlayın * Birlikte zaman geçirin * Sohbet edin * Evin muhtelif yerlerine sevginizi ifade eden küçük notlar bırakın * Birlikte seyahate çıkın * Partnerinizi dinleyin * Mum ışığında yemek yiyin * Sinemaya gidin * Tartışmayı siz bitirin * Özel günler dışında da birbirinize hediyeler alın Sahnede bir sihirbaz ve elinde bir şapka varsa eğer, o şapkadan illa ama illa ki bir tavşan mı çıkacak? Hadi diyelim ki fil çıkaramadınız; peki değişiklik adına küçük, sevimli mır mır bir kedicik de mi çıkamaz o şapkadan? Evet, yine, kendimi geliştirmek adına: "Hayata dair şifreler alabilir miyim, düşler ülkesine ulaşabilir miyim, bir süper kahraman olabilir miyim?" ümidiyle okuduğum; ve yine o düşler ülkesinin yalnızca düşlerimde kaldığı, yine pelerinimi takıp da uçamadığım ve bir ton klişenin üzerime boca edildiği bir kişisel (klişe) gelişim kitabıyla daha karşı karşıyayım. Ben ne zaman uslanacağım Allah'ım? Her okuyup da kişisel olarak gelişemediğim gelişim kitaplarının sonunda: "Daha da gitmem Davos'a" deyip de, daha kaç defa gideceğim o kahrolası Davos'a... Matrix filminin asansör sahnesinde Neo'nun çok sevdiğim bir repliği vardır. Asansör boşluğundan yukarıya doğru bakar ve şöyle der: - "Aslında bir kaşık yok!" Son olarak (ilişkiler üzerine) kişisel gelişim kitabı yazan tüm yazarlarımıza sesleniyorum: Sizler belli ki bize vadettiğiniz bulutlar üzerindeki o düşler ülkesine ulaşmışsınız ve oradan yazıyorsunuz bu satırları... Lütfen kitabınızın ön sözüne: "Kitabımızda sunduğumuz öneriler, asgari ücretli ve dar gelirli okuyucularımızı kapsamamaktadır" diye bir not
Beyaz Atlı Kurbağalar - İlişkilerde UstalaşmakSaim Koç · Kuraldışı Yayıncılık · 200058 okunma