Merhaba,
Uzuncadır inceleme yazmaya vakit bulamıyorum. Bir de sanırım bazı şeyler hakkında konuşmak için bazen mevzunun iyice zihinde yerleşmesi ve hakkında konuşabilecek kadar malumata sahip olmak gerekiyor. Mevzu ortadoğu olunca belli bir tarih, siyaset ve uluslararası ilişkiler birikimi gerekiyor yani haybeden konuşulacak bir konu değil. Çok defa bıraksam diyerek elime aldığım her bir elime alışımda da daha bir daldığım kitap oldu. Arap baharı ya da Arap uyanışı artık adı her ne şekilde çağrılıyorsa ardındaki sebepler, süreç boyunca Libya,Tunus, Suriye, Mısır, Filistin,BAE ,İran vb. ülkelere derinlemesine bir bakış atmak isteyenler için aranılan kan değeri taşıyor naçizane görüşüm böyle. Açıkçası kitap her bir bölümü bittiğinde ortadoğu hakkında ne denli az ve yanlış kanaatlerimin olduğunu fark etmemi sağladı. Editörü Zahide Tuba hanıma da ayrıca teşekkür etmek istiyorum çünkü bu denli çaplı bir eseri böyle güzel bir şekilde derlemek kolay değil. Konuşmacıların her birinin alanı ve konuştuğu konu hakkındaki yetkinliği ise yine kitabı okunur kılan etmenlerdendi. Ancak şöyle bir şey var ki her kitapta olduğu gibi bu kitap da okuyucusu ile inatlaşıyor azmedip sonuna kadar gidenlere avcundaki güzellikleri yani kıymetli bilgilerini sunuyor. Konuşmacıların her bir söylediğine katılmak mümkün olmasa da olaylara farklı pencerelerden bakmak oldukça güzel bir deneyimdi. Her ne kadar kolay olmasa da kitaptan beğendiğim noktalara küçük atıflarda bulunacağım:
"Irak'taki siyasi yapı Sünni,Şii ve kürtlere dayanan etnik ve mezhepsel ayrım üzerine bina edilmiş bir yapı.Siyaset tamamen tarafların birbirine güvensizliği üzerinden yürüyor ve bu güvensizlik ortamında siyasi sürecin ortaları birbirlerine iş yaptırmıyor.
Birbirlerine güvenmeyen bakanlar hükümet çalışmalarına sekte