"Seni çok özledim" diyorum.
"Ben de seni çok özledim" diyor. "Seni göremeyince çok daha iyi anladım. Sanki bütün gezegenler önümde tek bir sıra halinde dizilmişler gibi açık bir şekilde anladım. Sana gerçekten ihtiyacım var. Sen benim bir parçamsın. Ben senin bir parçanım.”
“Bir şekilde her birimiz hayatımıza devam ediyoruz, diye düşündüm. Ne kadar büyük ve ciddi bir kayıp yaşasak da, ne denli önemli bir şey elimizden alınmış olsa da ya da sadece üzerimizdeki deri aynı kalıp kendimiz tamamıyla farklı bir insana dönüşmüş olsak da, sessizce yaşamımızı sürdürüyoruz. Bizim için belirlenmiş zamanın sonuna doğru gittikçe yaklaşıyor, ardımızda bıraktığımız zaman dilimi uzaklaşıp kaybolurken ona veda ediyoruz.”
“Koltukta gözümü bir süre kapattım, sonra yine açtım. Sessizce soluk alıp verdim. Bir şey düşünüp, sonra bir şey düşünmemeye çalıştım. Ancak bu ikisi arasında aslında pek bir fark yoktu. Bir şey ile diğeri arasında, var olan ile var olmayan arasında, belirgin bir fark göremiyordum.”
“Tek başına olmak, yağmurlu bir akşamüzeri, geniş bir nehir ağzında dikilip, suların denize dökülüşünü izleyip durmak gibi bir duygu. Hiç yaptın mı sen bunu? Yağmurlu bir akşamüzeri, geniş bir nehir ağzında dikilip, suların denize dökülüşünü izledin mi hiç?"