Melie

Melie
@melieriana
But I’m a million different people From one day to the next
Yol umarım bizden yana olur
Puan vermedi·416 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 14:21
Gümüş Yürek uzun zamandır çok merak ettiğim bir kitaptı, özellikle de bu uygulamadaki birçok insanın ne kadar sevdiğini gördükten sonra. Beklentim yüksekti ve kitap beklentimi karşıladığı için de çok mutluyum. İlk 100-200 sayfada kitap güzel ilerlese de buradaki herkes kadar sevmeyeceğime dair şüpheye düşmüştüm yalan yok. Ama tıpkı karakterlerin dostluğu gibi benim de onlara olan bağlılığım zamanla büyüdü. Kitap hem kurgu olarak, hem karakterler olarak tam benim sevdiğim tarzdaydı. Karakterler demişken biraz onların detayına inmek istiyorum. Uzun zaman sonra bir kitapta ilk defa favorimi seçemedim. Bu en son Kargalar Meclisi kitabında olmuştu, oradaki karakterlerin hepsi o kadar güzel yazılmıştı ki hepsine ayrı ayrı bağlanmıştım. Uzun süre düşünmeme rağmen de favorimi seçememiştim. Hala da seçemiyorum. Ve Gümüş Yürek karakterleri tüm bunların aynısını yaşattı bana. Hepsini o kadar sevdim ki hangisini en çok sevdiğimi bile seçemedim. Ana karakterimiz Eira, beni birçok anlamda şaşırttı. Beklediğimden daha cesurdu, merhametliydi ama sevdikleri merhamet duygusunun bile önüne geçebiliyordu ve onları korumak için doğru olanı seçebiliyordu. Onlara olan sevgisinin gözünü kör ettiği bir karanlık tarafı vardı. Ama ben bu karanlık tarafını bile sevdim. Biraz da ekipten bahsedeyim. Marlo diyince aklıma direkt güneş geliyor. Onun gibi eğlenceli karakterleri çok seviyorum ve onu da çok sevdim. Nos yine beni şaşırtan bir karakter oldu. Başka Eira Marlo ile olucak sanmıştım çünkü (malım evet) o yüzden Nos’la olacağını fark edince başta bir tık garipsedim. Ama Eira’yla aşkları, ilişkileri o kadar güzeldi ki sonunda yine hayran oldum. Unutmadan şunu da diyeyim Nos gibi kibar, ince düşünceli erkek karakterlere hasret kaldık, bunu düşününce onu daha da çok sevdim. Marlo nasıl güneş gibiyse
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,668 okunma
Reklam
“İyi kız” öldü, öldürdüler
Puan vermedi·448 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 16:28
İyi bir kızın cinayet rehberi serisinin son kitabı ile geldim. O yüzden bu incelemede sadece bu kitaptan değil genel seriye karşı olan sevgimden de bahsedicem gibi görünüyor. Hem bu kitap hem de seri hakkında söylenecek çok fazla şey var ama ben hepsine bu incelemede yer verebilir miyim bilmiyorum. O yüzden en baştan söyleyeyim, bu seriyi kesinlikle öneriyorum. Polisiye, derin yazılmış karakterler ve ilişki dinamikleri seviyorsanız siz de en az benim kadar keyif alırsınız. Bu kitabın detaylarına inmeden şunu da söylemeden geçemicem, ben ilk başta bu seride sadece birinci kitap güzel olur sanmıştım. Diğer kitaplar birinci tuttu diye yazılmıştır ve o kadar iyi değildir diye düşünmüştüm. Ama asla düşündüğüm gibi değilmiş. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Önyargımı yıkıp geçtiği için devam kitaplarını da bir ayrı sevdim açıkçası. Gelelim asıl kitabımıza. Benim bu kitapla alakalı en çok hoşuma giden şey ile başlamak istiyorum. “Grilik” mevzusu. Bu aslında birinci kitaptan beri işlenen bir durum. Bu kadar hoşuma gitmesinin sebebi de gerçekçiliği. Pip birinci kitaptan beri siyah veya beyaz insanlarla ya da durumlarla karşılaşmayı bekliyor (tıpkı bizim de günlük hayatımızda yaptığımız gibi) ama umduğunu bulamıyor. Çünkü biz bazen farkında olmasak da, hayat zihnimizdeki gibi siyah ve beyazdan ibaret değil. Hatta neredeyse hiç öyle değil. Biz kendi içimizde bile beyaz olmak isterken griliklerle doluyuz. Ama Pip sadece kendisiyle değil, altında kaldığı büyük olayların griliğiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Kolay olan birilerine direkt “iyi” veya “kötü” demek ve ona göre yargılamakken Pip bunu yapamayacağı bir sürü gerçeğin tam merkezinde. Bu yüzden bu kadar psikolojisi bozuluyor ve bu hale geliyor. Kendisi de bu durumun farkında. Pip’in psikolojisinden söz
İyi Kız Ölüme Çok YakınHolly Jackson · Epsilon Yayınevi · 20231,143 okunma
iyi kız, kötü son
Puan vermedi·358 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 14:09
Merhaba, kitabı bitirir bitirmez daha ağlamam yeni durmuşken yazıyorum bu incelemeyi. Çünkü söylenecek çok şeyim var ve içimde tutabileceğimi sanmıyorum. İlk kitap için inceleme yazmamıştım, sadece kısaca beğendiğimi söylemiştim. Ama bu kitap beklentimi aştığı için ve 1. Kitapla da karşılaştırabileceğim için bir incelemeyi hak etti diye düşünüyorum. Demin de söylediğim gibi ilk kitabı beğenmiştim, sürükleyiciydi. Sadece ters köşe amacı varsa benim ters köşeyi yemediğimi söylemiştim. Ama bu kitapta bu da farklı oldu. Kitap en az ilki kadar sürükleyici ve güzeldi. Aynı zamanda bu sefer gerçekten ters köşe yediğim oldu. Belki yine birinin kim olduğunu tahmin ettim ama o kişinin hikayesi hiç beklemediğim yerlere ve beklemediğim başka isimlere bağlandı. O yüzden bu kitabın sonundan hem bu açıdan hem de duygusallık açısından daha da etkilendim. Duygusallık kısmına karakterlerden detaylı bahsederken giricem. Karakterler hakkında önce ilk kitaptan beri hoşuma giden şeylerden bahsedeyim. Ana konumuz bir gizem, kayıp bir kişi veya birinin ölüm nedeni de olsa bir yandan kitap ana karakterlerini çok iyi sevdiriyor. Araştırmanın ortasındaki küçük detaylarla bile hem karakterleri hem de aralarındaki ilişkiyi anlayabiliyorsunuz ve kısa süre içinde çok da sevmeye başlıyorsunuz. Gelelim ana karakter olan Pip’e. Pip’in bu kitaptaki duyguları bana başından sonuna o kadar geçti ki anlatamam. Pip başından beri araştırma işini seviyor, bu sanki onu o yapan şey ama bu kitabın sonuna kadar bunu kabullenemediğini gördük. Çünkü bir yandan ortada ölü veya kayıp birileri var, bu süreç onun kendini kaybetmesine veya çevresindekilerin zarar görmesine yol açıyor. Bu yüzden vicdan azabı çekiyor, kitabın başında böyle şeylerden artık uzak duracağına emin. Ama onu uzaklaştırmak isteyen vicdanı,
İyi Kız Kötü SonHolly Jackson · Epsilon Yayınevi · 20221,746 okunma
Sessiz Ozanın Hikayesi
Puan vermedi·320 syf.··
2025 91. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 20:48
Uzun zaman sonra tam kendi tarzımda bir kitap bitirdim ve incelemeyle geldim. Bayadır inceleme yazmıyordum, umarım içime siner ve sizin de hoşunuza gider. Yazım dili: Benim yazardan zaten iyi bir beklentim vardı ama kitap birçok bakımdan olduğu gibi yazım dili bakımından da beklentimi çok aştı. Gerçekten kitaba çok uygun ve çok masalsı bir anlatım tarzı vardı. Beni hikayenin içine daha da çekti ve okuma isteğimi artırdı. Kitabın tarzı ve tasarımı: Melie okusa da beğense diye bir kitap yazılsa muhtemelen böyle bir şey olurdu. O derece beğendim. Öykülerin hepsi ayrı güzeldi. Ayrıca kitabın tasarımı, resimler çok hoşuma gitti. Kitaba ayrı bir hava katıyor hepsi. Favori öykülerim: Bundan da bahsetmesem olmazdı. Kitaptaki tüm öyküler çok güzeldi tabi ama beni en çok etkileyen galiba Yeminkıran öyküsü oldu. Karakterin ilk ortaya çıktığı hikayede zaten merakımı uyandırmıştı ama hikayesi beklediğimden daha derin ve etkileyiciydi. Birde cadısız köyün cadısı öyküsünden kısaca bahsetmek istiyorum. Bana kalırsa son zamanlarda feminizm konusunda mesajlar vermeye çalışan, ama bu konuda başarılı olmayan pek çok yazar ve senarist var. Bu tarz şeylerden sonra bu öykü ilaç gibi geldi. Hem gereken mesajı verme konusunda hem de duygusal anlamda çok etkileyici bir hikayeydi bence. Kısa bir inceleme oldu ama bunlardan da bahsetmesem içim rahat etmezdi. İnceleme yazmayı da özledim zaten. Fantastik kitapları seven herkes bu kitaba bir şans verebilir diye düşünüyorum. Not: Normalde 2-3 gün içinde bitirebileceğim bir kitap ama okuldan dolayı maalesef çok yavaş okudum. Yoksa kitap çok sarıyordu
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025621 okunma
Oz Büyücüsü’nün farklı bir tarafı
Puan vermedi·560 syf.··
2025 84. kitabı
İncelemeye başlamadan önce söyleyeyim, bu kitap uzun zamandır çok merak ettiğim bir kitap o yüzden biraz uzun bir inceleme olabilir. Lanetli (Wicked) kitabı ile ilgili #281799305 bu iletide bilgi vermiştim zaten isterseniz oradan bakabilirsiniz. Olay örgüsü, çeviri ve yazım dili: Kitap yanlış hatırlamıyorsam 5 bölüme ayrılmıştı, o bölümlerin ilki çok sıkıcıydı. Ben kitabı Elphaba karakterinin hikayesi için aldım. Elbette ebeveynlerinin de kimliği ve Elphaba’nın çocukluğu önemli şeyler ama biraz fazla uzatılmış gibi geldi bana. Ne de olsa bir kitabın başlarının ilgi çekici olması önemli bir faktör, ama ben çok sıkıldım hatta zor dayandım. Bazı şeyleri sadece ileride Elphaba’nın ağzından veya dadısının ağzından öğrenseydik pek de bir fark olmazdı hatta daha iyi bile olurdu bence. Kitabın başlarında ufak bir sıkıntı daha vardı. Bazı kelimeler sanki otomatik düzeltme yüzünden yanlış yazılmış gibiydi. Doğrusunu anlamak için 2 kere okumam gerekti bazen. Tüm kitap boyunca sık sık yaşanacak sanmıştım ama birinci kısımdan sonra olmadı çok şükür. Kitabın yazım dili de başlarda biraz yorucu gelmişti. Belki de alışık olmadığım bir tarz olduğu içindir zaten sonra alıştım ve rahatsız da etmedi. Film mi kitap mı? Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey buydu. Kitabın filmden farklı olduğunu biliyordum ama her şey beklediğimden de farklı çıktı. Ve her seferinde bana göre daha iyi mi değil mi diye düşündüm. Ve galiba hayatımda ilk (ve belki de son) defa filmi tercih ediyorum. Filmin müzikal olması ve benim müzikalleri sevmemden mi, karakterlerin film versiyonuna daha çok bağlanmamdan mı yoksa filmi önce izlemiş olmamdan mı bilmiyorum ama film benim daha çok hoşuma gidiyor. Bu kitabı sevmediğim anlamına gelmiyor tabi. Karakterler: Kitaptaki her şey gibi
LanetliGregory Maguire · Alfa Yayınları · 202445 okunma
Reklam