Melih Erdem

“Yavuz Sultan Selim sade yaşar, övülmekten, alkışlanmaktan, debdebeden hoşlanmaz. Hatta bir gün süslü bir elbise giyen Şehzade Süleyman’ı ‘Anana da giyecek bir şeyler bıraksaydın!’ diyerek haşlar.”
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam
“Fatih İstanbul’a çok eser kazandırır. Ancak en bilinenleri adına yaptırdığı külliye ile Topkapı Sarayı’dır. Onun kafasındaki saray, yönetim mekanizmasının tam ortasında olmalıdır. İşte bu yüzden Topkapı meclis, maliye ve genelkurmaydır. Hem belediye, hem hazine, hem de saraydır. Başbakanlıktır, danıştaydır, sayıştaydır. Mescittir, mahkemedir, cephanedir. Camidir, okuldur, kütüphanedir. Hamamları, aşhaneleri, fırınları, çeşmeleri, iskeleleri, merasim alanları ve ahırları ile küçük bir şehri andırır. Hepsi bir yana dünya burdan yönetilir, âleme nizam verilir.”
Sayfa 61·Kitabı okudu
“Aslında Türkler ne Anadolu’da ne de Trakya’da güven içinde değillerdir. Bu coğrafyada barınabilmenin tek yolu vardır: ‘Fütuhat!’ Zira sınırları içinde Bizans gibi dessas bir imparatorluk varken sürekli ilerlemek zorundadırlar.”
Sayfa 29·Kitabı okudu
“Türkler ekip biçecek kadar sabırlı değildirler. Hayvancılıkla geçinir, mera mera gezinirler. Onlar ev, han, Saray kurmaz gök kubbeden başka kubbe tanımazlar. Öküzler tarafımdan çekilen “kapnı çadır”larda kuşlar kadar hür ve alabildiğine mutludurlar.”
Sayfa 10·Kitabı okudu
“Din de ilim gibi, kıymeti yemişinden belli olan bir ağaçtır. Din ağacının da yemişi ahlâktır. Babalarımız, dedelerimiz hep dindarlıkları sayesinde ahlâklı bir hayat yaşamışlardır. Sizin de rehberiniz hem ahlâklı bir din, hem de ahlâklı bir ilim olmalıdır.” Ziya Gökalp, Kızlarım Seniha, Hürriyet ve Türkân Hanımlara, 13 Kasım 1919 Polverista-Malta, s. 85.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Reklam