Bahtın kendisine yüklediği yükü çekmeyi şikâyetsiz kabul ediyor, bilâkis ara sıra talihin kendisine güler yüz göstermesine alınıyordu. Acıya alışmış, acı ile yuğrulmuş kişiye bahtiyarlık güneşinin, ışıklarını kısa bir an göstererek sonra yine onu karanlığa boğmasında sanki ne mânâ vardı?
Ekinciliği, dokumacılığı zaten bilen Türkleri yalnız bu işlere bağlayarak şehirlere, köylere yerleştirmek, onlardan gelecek tehlikeyi önlemek için yeter sanıyorlardı. Bunu böyle sanmak, boynuna tasma geçirilen kurdu köpek oldu sanmak gibi yanlıştı.