Melike

Melike
@melikece__
• okumadığın gün karanlıktasın …
Yüksek Hedef Sahibi Olmak için; •Mü'min, hedefinde samimiyetinden önce kendi emin olmalıdır. Amellerinizle yarışın! hitabına muhatap olan samimiyetine göre değerlendirilir. •Rabbimize karşı fiillerimizde ve sözlerimizde sadakat göstermek, hedeflerimizi daha büyük hale getirebilir. • Mü'minin bakış açısını genişletecek, daha büyük hayaller kurmasını sağlayacak en önemli etken ilimdir. Cenneti, cenneti ikram eden Rabbini ne kadar tanırsa hedefleri gönlünde o kadar büyüyecektir. Bilmenin ya da bilmemenin hayatında neleri değiştireceğinin farkında olmayan mü'min, isterken büyük istemenin farkını da anlayamaz. Mü'minin farkındalığı, ilim sahibi oldukça artar. •Yüksek hedefe kilitli yaşayabilmek için dördüncü vesile iradenin devamlılığını sağlayabilmektir. Bu devamlılık, her işte iyisini istemek ve elinden geleniyapmak ile kazanılabilir. • Insanlardan ve dünyadan beklentisiz yaşamak cennet hedefine yakın yürümek demektir. • ideallere ve hedeflere uygun dostluklar kurmak, moral bozan ortamlardan uzaklaşmak kulluk yarışını hızlandıracaktır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sahabe efendilerimizden Rabia bin Ka'b el-Eslemi radıyallahu anh; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin evinin yakınında kalan, onun abdest suyunu hazırlayıp bir ihtiyacı var mı diye kontrol eden, kendini peygamberine hizmete adamış bir kimseydi. Yine hizmetini gördüğü bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Rabia bin Ka'b'a: "Dile benden ne dilersen" diye buyurdu. Ne dilerdi Rabia, ne istemeliydi peygamberinden? Peygamberi ne için aracılık ederdi ona? Dünyada bir makam için, çok evladı olması için, dertsiz tasasız yaşaması için dua, cennete girmek için şefaat... Ya da bunların tümünü birden de isteyebilirdi. Rabia, Rabbinin 'yarışın' sözüne kulak vermiş, uğruna yarıştığı şeyi imkânsız görmeden peygamberinden cennette kendisiyle beraber olmayı istemişti. Peygamber olmadığı halde sadece peygamberlerin bulunduğu birinci kat cennette Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle beraber olmak... Çok büyük istedi Rabia. Istediği şeyin ne kadar büyük olduğunu söyledikten sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona, "Öyleyse çok namaz kılıp secde ederek (istediğin şeye seni ulaştırmamda) bana yardımcı ol" Ahmed, 59, Müslim 189, 1320) buyurdu. O hâlde mü'minin hedefi, cennetin tam ortası olan Firdevs ve Allah'ın mağfireti, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle cennette beraberlik. Bu hedef doğrultusunda yapılması gereken ise yarışmaktır. Arş-ı Ala'ya ulaşan duanın sahibi olmak isteyen, iradesini cennet nimetlerini görür gibi eğiten, muhabbetini Rabbine ibadet doğrultusunda yönlendiren, Tuba ağacının altında gölgelenmeyi hayal eden, kulaklarını meleklerin "İşte bu sana vaad edilen gündür!" (Enbiya Suresi, 103) sözüne hazırlayan mü'min; imanıyla kişilik kazanmış seviyeli mü'mindir
Yüksek hedef sahibi kimse, geçici basit şeylerle kendini avutmaz; ebedi olana gözünü dikmiş, organlarını bu doğrultuda eğitime almıştır. Hedefsizlik sonunda insan manen yıkıma uğratır. Amaçsızlık, hayata anlam katarak yaşamaktansa öylesine güne başlamayı insana olağan gösterir. Sıradan insanlar beklentilerini ve isteklerini dillerinden düşürmezken hedefi yüksek olan müminler gayretlerini hedeflerine kilitler.
Mü'minin yüksek hedefi, genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olan cennet ve Rabbimizin bağışlamasıdır. "Genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış bulunan cennete ve Rabbinizin bağışlamasına erişebilmek için yarışın. " (Hadid Suresi, 21) Bu ayet-i kerime, mü'minlere ne büyük bir çağrı ve ne kutlu bir davettir.
Kur'an'ımız, Rabbimizin huzurunda kıyamet günü mü'minlerin üç grup hâlinde bulunacağını anlatmaktadır. Birinci grup amel defterini sağ tarafından alanlardır, onlar mutluluk içerisinde cenneti beklerler. İkinci grup amel defterini sol tarafından alanlardan oluşacak ki onlar için kıyamet günü bir yıkım olacak. Üçüncü grup ise Kur'an'ımızda, 'cennette Allah'a en yakın kullar' olarak tarif edilmektedir. Allah'a en yakın olacak bu kulların özellikleri; dünyada iken yarışanlar ve öne geçen, en önden giden kullar olmalarıdır. (Vakia Suresi, 7-12) - Dünyada iyi işler, güzel ibadetler yapmakta Allah için yarışanlar; cennette en öndeki kullar olacaktır. Rabbimiz daha birçok ayet-i kerimede 'Hayır işlerinde yarışın, cennete girmek için yarışın, amellerinizle yarışın, daha güzel amel yapmak için mü'minlerle yarışın' buyurmaktadır. (Ba- kara Suresi, 148, Maide Suresi, 48: Al- Imran Suresi, 133; Fatır Suresi, 32; Isra suresi,19,21) Dünya, mü'min için sonunda cennete gireceği firsat alanıdır. Kaç senelik ömür takdir edildiyse o son zamana kadar devam eden bir yarış serüvenidir. Rabbimiz yeryüzü şartlarını bu yarışa ve yarışı kazanmaya uygun yaratmıştır.