Bu kitabı okurken hoşuma giden şey, koşunun burada bir spor olmaktan çıkıp bir yaşam biçimine dönüşmesi. İnsanlarla yarışmaktan çok kendi ritmini korumaya çalışan birinin düşüncelerini okuyormuş gibi hissettirmesini çok sevdim. Özellikle “dünkü kendini geçmek” fikri kitabın tamamına çok güzel yayılmış.
Okurken koşuya, yazmaya, yalnızlığa ve disipline başka bir yerden bakmamı sağladı. Bence bu kitap, hızlı sonuçlar beklemeden emek vermenin, kendi ritmini bulmanın ve sessizce devam etmenin değerini çok güzel anlatıyor.
Anlatımı çok sade ama o sadeliğin içinde garip bir derinlik var. Sessizlik, yalnızlık, disiplin, rutinler… Bunları çok dürüst bir yerden anlatıyor. Kitap boyunca sanki koşmayı değil de insanın kendiyle uzun süre baş başa kalabilmesi dinledim.