Çözümlenmemiş travmanın, ilişkilerde korkunç bir bedeli vardır. Sevdiğiniz birinin saldırısına uğradığınız için kalbiniz hålå kırıksa, yeniden incinmemek konusunda uğraşıp durursunuz ve yeni birine açılmak sizi korkutur. Aslında, farkında olmadan onlar sizi incitmeden, siz onları incitmeye çalışıyor olabilirsiniz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlar aşırı uyarıldığında ya da kapanma hâline geldiğinde, deneyimlerinden bir şeyler öğrenemez. Kontrollü kalsalar bile, öyle gerginleşirler ki esnek olmayan, aksi ve çökkün bir hâle gelirler. Travmadan İyileşmek, yürütme fonksiyonunu yeniden onarma ve bununla birlikte öz güven, yaratıcılık ve neşeyi yeniden kazanmayı içermektedir.
Travma sonrası tepkileri değiştirmek istiyorsak, duygusal beyne ulaşmalıyız ve “limbik sistem terapisi” yapmalıyız: Bozuk alarm sistemlerini onarma ve duygusal beyni, sizin yemenizi, uyumanızı, yakın partnerlerinizle iletişim kurmanızı, çocuklarınızı korumanızı ve tehlike karşısında savunmanızı sağlayacak bedensel işlevleri yerine getirecek duruma taşımak.
Hiç kimse travmayı hatırlamak istemez. Bu bağlamda, toplum da kurbanlardan farklı değildir. Hepimiz güvenli, idare edilebilir, öngörülebilir bir dünyada yaşamak isteriz ve kurbanlar bize bunun her zaman mümkün olmadığını hatırlatır. Travmayı anlamak için hayatta kalanların şahitliklerini dinleme cesaretini göstermeli ve gerçekle yüzleşme karşısındaki isteksizliğimizi yok etmeliyiz.
Bir olayı hatırlayıp hatırlamamamız, bu olaya ait anılarımızın ne kadar doğru olduğu, büyük oranda kişisel olarak bu olayın bizdeki anlamı ve o dönemde ne kadar duygusal hissettiğimiz ile ilgilidir. Kilit unsur, uyarılmışlık düzeyimizdir, Hepimizin, belirli kişiler, şarkılar, kokular ve mekanlarla ilgili anıları uzun süre beraberindedir.
Yaşamın kaçınılmaz hayal kırıklıkları karşısında mücadale etme konusundaki en önemli belirleyicisi, yaşamın ilk iki yılında temel bakım sağlayan kişiyle kurulan güvenlik düzeyidir.