Insan böyle bir şey. Nerede, hangi -yașta olursa olsun, ka-
bugunu kuıp içine baksan içi culk yara. Yarasız, dertsiz, S1sız
insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm.
○ kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime. Bir
kere oturup da kendimle, Selami'yle konuştuğum gibi ko-
nuşmadı. "Sen-niye böylesin Ethem, gel, otur konuşalm
Anlat içindekini, anlat da rahatla' demedim kendime. Sadece
şikâyet etmeyi bildim.
Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir dive.
Gencin genç diye. Yaslının yașlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz șey?
Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor? Her sabah gördüğüm, daha yolun başında dediğim gencecik oğlan, askerden yeni gelmiş dediğim Selami'nin annesini, vurmuş babası sokak ortasında. Bu çocuk niye bu sırla yaşıyor, bu dertle kavruluyor senelerdir. Ulan yaşamak ayrı dert, yașadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile șüpheli.
Tam soracaktım "Ethem sen çiçek sever miydin böyle?"
diye. Tam bunu soracaktm, döndü dedi ki "Bundan da alalım mı Nurten, sen seversin.
Bir hoşuma gitti Ethem'in böyle demesi. Benim ne sevdiğimi bilmesi. Benim için çiçek seçmesi.
"Alalım" dedim. Sonra akşamsefalarını gördüm, ondan yoktu bizim evde. "Ethem" dedim, "bundan da alalım mi?"