Kendini bilir bilmez emanet ettiği, büyük umutlar yüklediği, onu kurtarabileceğini düşündüğü insanlardı bunlar. Ama kurtarmayacakları anlaşıldığında, umutları suya düştüğünde bile kendini onlardan kurtaramıyor, çekip gidemiyordu.
...her şeyin düzelebilecekmiş gibi göründüğü, gelecekte parlak ve temiz bir insana dönüşeceğini sandığı, çok az bilgisi, fazla fazla umudu olduğu ve bu umudun bir gün karşılığını alacağını düşündüğü günlere özlem duyuyordu.
Bazen her şeyden korkuyormuş gibi hissediyordu ve bu tarafından nefret ediyordu. Korku ve nefret; korku ve nefret... Bazen hayatında bir tek bu ikisi varmış gibi geliyordu. Kendinden başka herkesten korku, kendindense nefret.
Aptal değildi fakat daha 12 yaşında hayatın bir hayal kırıklığından ibaret, kendisinin de çevresindekiler için hayal kırıklığı olacağını çözmüşcesine bezginlik içindeydi.