Ne zaman dönüp anne babana baksan hep orada hayalet. Kitaplarında, fotoğraflarında, atılmayıp kalabilmiş kıyafetlerde, vitrindeki likör takımında, yıllardır çalınmamış plaklarda. Geçmişi yâd edişlerinde, her ah deyişlerinde, apartman topukların, ispanyol paçaların, okul çaylarının, dövizlerin, pankartların, mayısların, eski köprünün, kadınlar matinesinin, yazlık sinemaların, plajların, Boğaz’da atılan kulaçların, artık isimleri bile hatırlanmayan türlü balıkların, arkadaşların, sürüngenlerin, gidenlerin, sokakların, yıkılanların adı her geçtiğinde görünüyor o güzel hayalet. Büyük kolormatik gözlüklerin ardından gülümsüyor babalar. Tepesi kabarık uzun dalgalı saçlarıyla, mini elbiseleri ve dize kadar çizmeleriyle, incecik,ama sapasağlam bir dal gibi umutla göğe bakıyor anneler hâlâ.