“Dayan, geçer," ya da "Bir şey olmaz." Ama neyi teselli edecekler ki? O sözler boşlukta süzülüp kayboluyor. Ne zaman geleceği belirsiz ama geleceğinden zerre şüphe olmayan o korkunç an, bir gün ortaya çıkacak. Ve o, bu anı beklemeye zorlanmış, beklemeye alışmış. Beklemek belki de işkencenin kendisinden daha ağır, daha yıpratıcı bir ceza; evet evet, kesinlikle öyle.
Bir zamanlar gülüşlerinde saklı olan neşe, şimdi yerini bitmeyen bir bekleyişe bırakmış. Acı, sessizce büyüyor içlerinde; amansızca peşlerinden gelip her anıya sızıyor.