bankta otururduk, bir tuhaflık vardı bu bankta. oturma yeri çok yüksekti, yerden bir hayli yüksekte. biz iki yetişkin tüm ağırlığımızla oturduğumuzda bile ayaklarımız zar zor değerdi yere. orada oturmuş bacaklarımızı sallarken, bunun açıklaması ne olabilir diye düşünür, uygunsuzluğu o kadar komik gelirdi ki gülmekten kendimizi alamazdık. sabahın sekizinde orada bulunmadığımız için ufaklıkların ne yaptığını hiçbir zaman göremedik. şimdi oradan geçerken çoğu zaman ikimizi o bankta oturmuş, sanki sonsuza dek bacaklarımızı sallarken görüyorum.