Ben
zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile çekmek için yalnız onun dümenini ele
almak kâfidir... Anlıyorum ki değilmiş... yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara
çarpmamak lazımmış... Daha fenası gizli akıntılar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun
değiştiğini gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş... Ta kendisini başka sahillere düşmüş
görünceye kadar...
Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniim. Evet
dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse
başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi
insanlığımızın derecesini öğretir...
En kötü insanlarda bile basit bir adalet mefhumu var. Bir suçu
yüzlerine vuran aynı suçu işlemişse kızıyorlar. Fakat temiz tanınmış bir insana infial ve kinlerinde
pek o kadar insafsız olmuyorlar.