Melis Ülker

Melis Ülker
@melisulker
Endüstri Mühendisi
Yüksek Lisans
Ankara
17 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Hayat zamanın her şeyi unutturmasıyla katlanılır hale gelir. Ne var ki hayat, sevgi her şeyi hatırlattığı için yaşamaya değerdir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
MYUNGBO, INYEON'UN -insanlar arası bağın- ve kişiler arasındaki karşılaşmalar ile bağlantıların önceden belirlendiğine inanırdı. En iyi ve önemli inyeon'lar karı ile koca ve ebeveyn ile çocuk arasındakilerdi. Çok zamandır bildiği üzere bu bağlar, sınırların ötesinde dahi kopmuyordu. Yeni yeni anlamaya başladığı şey ise nefret inyeon'unun da varlığını yıllarca koruyabildiğiydi.
Sözcüklerin işitilmeden dağılıp gidişinde, Jade’e çınar ağacının beyaz tohumlarını hatırlatan bir şeyler vardı. Yazın güneş belli bir şekilde parlarken, o tüy gibi parçacıklar da havada yıldızlar gibi ışıltılar; rüzgâr tek bir yönden estiği hâlde her tohum kararlılıkla farklı bir yol izlerdi. Jade bir keresinde yere inip inmediklerini görmek için tohumları uzun uzun izlemişti. Tohumlar yere inmemiş, yerle gök arasında süzülmeye devam etmişti. İşte teyzesinin öldüğünü de böyle, sözcüklerin havada o tohumlar gibi asılı kalışından anladı.
HERKES HAYAL KURAR AMA BAZILARI HAYALCİDİR. Sayıları çok daha fazla olan hayalsizler ise dünyayı olduğu gibi görenlerdir. Birkaç hayalci de vardır ki, dünyayı kendince görür. Ay, nehir, tren istasyonu, yağmur sesi, hatta yulaf lapası gibi alelade şeyler bile onların gözünde katmanlara sarılı bambaşka bir şeye dönüşür. Dünya, fotoğraftan çok yağlı boya tablo gibidir; ve bu hayalciler, başkalarının yalnızca tek bir tonu gördüğü yerde gizli renkleri daima ayırt ederler. Hayalsizler hayata gözlükle bakarken, hayalciler onu bir prizmadan izler. Çoğu zaman hayal kurmakla bağdaştırılan zekânın ya da tutkunun belirlediği bir nitelik değildir bu. Jade’in tanıdığı en zeki ve tutkulu insan olan Dani’nin vizyonu, en az tavırları ve prensipleri kadar kesin ve net hatlara sahipti örneğin. Ortada, tercihen üstün bir zarafet ve özgüvenle düzeltilebilecek yanlışlar varken, kavrayışı zorlayan şeylerle ilgilenmezdi Dani. Jade, dansı ve oyunculuğu bıraktığında hayatından tüm renkler eksilmiş gibi hissetmişti. Hayalsizlerin dünyasındaydı artık; tuhaf ve boğucu bir yerde, kendini hiç olmadığı kadar yalnız hissediyordu. Buna karşılık Dani, gerçeği olduğu gibi kabul edip yola devam etmesi gerekiyormuş gibi davranıyordu ona.
Dünyadaki tüm erkekler iki sınıftan birine girerler. Birincisi —ve sayıca çok daha fazla olanı—, mevcut durumundan iyisini başarma yetisine sahip olmadığını ve ileride de başaramayacağını hayatının bir noktasında fark eden erkektir. O hâlde, bu kişinin hayatta payına düşeni bir mantığa oturtması ve bununla yetinmeyi öğrenmesi gerekir. Yoksulun da yoksulu olanlar bu noktaya hayli erken, yirmi yaşından önce ulaşır. Eğitimden yarar sağlamış olanlarsa aynı kavrayışa otuz ila kırk yaşları arasında sahip olurlar. Kimileri ise doğuştan gelen mizacı, hırsları ve yetenekleri dolayısıyla bu hesaplaşmaya ellili yaşlarda varır; ki o noktada inişe geçmek artık çok da ürkütücü görünmez. İkinci ve son derece ender rastlanan erkek tipi ise, hayatının sonuna kadar yükselmekten ve büyüyüp gelişmekten vazgeçmek zorunda olmayanlardır.