Kâfire benzemeyi reddetmek, giyim kuşamdan, üretim ve tüketim kalıplarına, selamlaşmadan, ev içi döşeme stiline kadar hayatın en küçük ayrıntısını kapsayabilecek genişliktedir.
Batının zihniyetini benimseyen her insan, Batının, onu getirmek istediği çizgiye gelmiş demektir. Müslüman'sa, böyle bir çizgiye gelmeyi, doğası gereği, reddetmek zorunda hisseder kendini.
İnsanlar bu gün konuşulanı işitiyor, fakat söz onları harekete geçirmeye yetmiyor. Onun aklını başına getirmek için yakasından tutup sarsmak da işe yaramayabilir. Ondan yapması beklenen şey neyse, onu "ben yapmalıyım" diye öne çıkmak gerekiyor.
Zihnin her türlü şirkten, gizli küfür bulaşıklarından
arındırılması, kısacası "kelime-i şehadetin" kavranılması ve tasdik edilmesi insanı Müslüman yapmaya yeterliyse de, "Müslümanca bir hayat tarzını" yaşayabilmek için şahadet kelimesinin getirdiği sonuçlara uymak gerekmektedir.