Hayata yabancılaştıran iletişim şekillerinden biri, bizim değerlerimizle örtüşmeyen davranışlarda bulunan insanları, yaptıklarının yanlış veya kötü olduğunu ima eden ahlakçı yargılarla değerlendirmektir. Bu tür yargılamalar dile şöyle yansır:"Senin sorunun bencil olman." "O tembelin teki." "Onlar önyargılılar." Suçlama, hakaret, küçük düşürme, etiketleme, eleştirme, karşılaştırma ve teşhis koyma... Bunların hepsi yargılamanın çeşitleridir.
...Böyle bir dil insanları ve onların yaptıklarını sınıflandıran, iki zıt gruba ayıran sözcüklerle doludur. Bu dili kullandığımızda diğer insanları ve onların davranışlarını yargılar, zihnimizi, kimin iyi kimin kötü, kimin normal kimin anormal, kimin sorumlu kimin sorumsuz, kimin zeki kimin cahil olduğu gibi sorularla meşgul ederiz.
.... Dikkatimizi kendimizin ve diğerlerinin ihtiyaç duyup elde edemedikleri şeyler üzerine değil, yanlışlık derecelerini belirlemeye, analiz etmeye ve sınıflandırmaya odaklarız. Dolayısıyla, eşim ona verdiğim sevgiden daha fazlasını istiyorsa sevgiye "muhtaç" ve "bağımlı"dır. Ama eğer ben onun verdiği sevgiden daha fazlasını istiyorsam, o zaman o," ilgisiz" ve "duyarsız" olur.
-Başkaları hakkındaki analizler aslında kendi ihtiyaçlarımızın ve değerlerimizin birer ifadesidir.