Tanrılar bile kandırılır, yalvarıp yakarmayla!
İnsanlar bir kabahat, bir günah işlediler mi,
Kurbanlar, yağar, adaklar, şaraplarla
Yumuşatırlar Tanrıları da.
...Ama başlı başına bir doğruluk ve eğrilik vardır.Her ikisi de, Tanrılar ve insanlar görsün görmesin, insanın içindedir. Hiçbiriniz, ne şiirle, ne sözle bunları ele alıp birinin içimizdeki en büyük bela, ötekininse en büyük nimet olduğunu yetesiyle belirtmediniz. Genç yaşımızda bunlara inandırılmış olsaydık haksızlığı önlemek amacıyla birbirimize bekçilik etmezdik.İnsan belaların en büyüğü ile bir çatı altında kalmaktan korkar, kendi kendinin bekçisi olurdu.
Zeus'un kapısı önünde iki küp durur
Biri ak, biri kara bahtlarla doludur.
Zeus bunları karıştırıp verirse,
İnsan bir mutlu olur, bir mutsuz.
Kimine de, kara baht küpünden katıksız verir:
O da açlık içinde kavranır mutluluk nedir bilmez.
"Bu ölmüş, bu sönmüş insanlara kral olmaktansa yoksul bir çiftçinin yanında ırgat olmak daha hoş gelir bana...","Tanrıları bile ürküten o korkunç, o kokmuş dünya ne ölümlülerin gözüne görünsün, ne de ölümsüzlerin."," Eyvahlar olsun! İnsan bir gölge oluyor Hades'in ülkesinde, öyle bir gölge ki can yok içinde...","Kaynaşan gölgeler içinde bir o vardır kendini bilen..."," Can çekip gidiyor Patroklos'un elinden ayağından, Hades'in ülkesine gidiyor, kaderine ağlaya ağlaya, gücünü, gençliğini yitire yitire..."," Can, bir duman gibi kayıp gidiyor toprağın altına bitkin bir haykırışla..."."Korkunç bir mağaranın dibinde, salkım salkım asılı duran yarasalardan biri, kayadan sıyrılıp düşünce hepsi birden nasıl acı bağırışlarla uçuşurlarsa, canlar da öyle gidiyordu Hades'in ülkesine..."