“Mesela...” dedi, “başka bir kadına âşık olsun, ona kapılsın gitsin."
“Ne bu?” dedim, “Boğaz motoru mu, bir o kıyıya bir öbür kıyıya, kır dümeni dolaş dur.”
"Sen ağladığıma bakma e mi canım, bu bil ki hakikaten saadet gözyaşlarıdır..."
Onun o son günlerde sıklaşan ağlamalarına babamın bile artık karşı çıkmadığını düşünmüştüm.
Sanki annemin içinde birikmiş bir ağu, bir ağır tortu vardı, bu da gözyaşlarıyla akıp temizleniyordu.
Çevresindeki hiç kimse ağlamaması için en küçük bir uyarıda bulunmuyor, avutmaya kalkışmıyordu kendisini. Sabırla bekliyorlardı.
"Ah keşke sevdiklerimizi böyle delice, mecnunca sevmemeyi becerebilseydik. Sevginin bir kararını, ölçüsünü bulup bilip yapabilseydik... Sevmemeyi bilebilseydik belki de..."