Tasavvuf potasında sabır; rüzgârın zâhirî şiddetine değil, o rüzgârı estirenin bâtınî muradına, yani gülün kokusuna râm olmaktır. O, nefsin edilgen bir katlanışı değil; rûhun Celâl potasında eriyip Cemâl aynasına dönüşmesi, imtihan ateşinde pişe pişe saf altına inkılâb etme sanatıdır. Derviş sadakatle bilir ki; koruk, çile tezgâhında sabretmeden helva olmaz; gönül aynası da cefa cilasıyla parlamadan Hakk’ın tecellî safasına kavuşmaz.