Hayır, onu ismiyle anmayacağım. O, ruhani, ince ve buğulu bedeniyle ve hayatımı yavaş yavaş ve acılarla yakıp eriten o mucize görmüş gibi ışıltılı iki iri gözle, artık bu aşağılık, acımasız dünyaya ait gibi değildi. Hayır, adını dünyevi şeylerle lekelemeyeceğim.
Bu yoksulluk ve sefalet dolu, aşağılık dünyada, hayatımda ilk kez, hayatım üzre bir güneş parladı sandım. Ama heyhat, gerçek bir güneş ışığı değilmiş. Kadın veya melek suretinde geçici bir ışık, kayan yıldız gibi bir şeymiş. Yaklaşık bir saniye süren o ânın ışığında, hayatımın tüm talihsizliğine tanık oldum, onun büyüklüğünü ve ihtişamını keşfettim. Sonra bu ışık demeti, ait olduğu karanlık uçurumda kayboldu. Hayır. O geçici ışığı kendime saklayamazdım.