“Partnerinin görevi onun hayatını düzeltmek değil, kendi hayatını iyileştirmektir. Bireysel olarak daha mutlu ve dolu bir hayat sürme becerisine sandığımızdan daha fazla sahibiz. Sıklıkla bu mutluluğu sahiplenmeyiz çünkü bir başkasının davranışlarının bize engel olduğunu düşünürüz. Kendimizi geliştirme yükümlülüğünü reddeder, başkalarını değiştirmek için planlar, hamleler ve yönlendirmeler yaparız. Çabalarımız fayda etmeyince de cesaretimiz kırılır ve şevkimizi yitiririz. Başka birini değiştirmeye çalışmak hüsranla ve depresyonla sonuçlanabilir, oysa kendi hayatımızda değişim yaratacak güce başvurmak çok keyiflidir.”