Enver Akkoç

Ben, alaca karanlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim...
Sayfa 121 - Bursa Cezaevi·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Oda loş... Ak saçlı kocamış ozan, içine bir çocuk gibi gömüldüğü, geniş, büyük koltukta oturuyor... Lambanın ışığı, omuzlarını yalayarak, koltuğun kolu üstünde duran sağ elini aydınlatmış... Mistisizmi seven bir yazıcı olsaydım, derdim ki: Bu el, Ortaçağ boyacılarının karanlık kilise duvarlarına çizdikleri, başlarının çevresi ışıklı İsa erenlerinin yüzlerine benziyor... Bu benzetiş, belki de bu elin çok ağrı, çok acı çekmişliğinden yana yakışık alırdı. Yoksa bu kocamış ozan elinin ağrı, acı içinde yaratmasından gelen çizgilerini, başının çevresi ışıklı bir İsa ereninin küskün, sarı yüzünde bulamazsınız. Erenler, varlığını sandıkları bir yaratanın kısır gölgeleridirler; bu el: Yaratandır... Ölü, kımıldanmaz, sağır sözlerin yığını içinde dolaşarak, onlara dokunarak, onları canlandıran, boyayan, onlardan en işitilmemiş sesleri çıkaran biricik "tanrı-adam"ın elidir bu... Erimiş bakır gibi kızgın, kaynar duyguları sözlerin potaları içine akıta akıta yanarak yontulmuş, incelmiş bir el!.. Oda loş... Ak saçlı ozan, içine bir çocuk gibi gömüldüğü, geniş koltuğun kolu üstünde sağ elini bırakmış. Lambanın ışığı omuzlarını yalayarak yerle göğün bu en güzel verimini, kocamış ozanın elini aydınlatıyor. Ben ki el öpmemişim, eğildim, öptüm bu eli. Yaratanın yaratanını, kendi kendimi öpmüş gibi oldum !..
Sayfa 101 - Öptüğüm El- Nâzım Hikmet·Kitabı okudu
Öksüzlük
Sahillerden acılan balık sandalları var... Ta baş taraflarında yakılan ateşlerin Durgun suda alevden sallanan dalları var. Yükseldi uzaklaşan sandallardan bir şarkı... Bu, son bir hıçkırıktır, bir elemdir ki derin Matemiyle anıyor yıkılan yüce Şark'ı. Pul pul parıldıyorken ayın altında deniz, Arkamdan sesi geldi ufka dalan eşlerin... Bu ilkbahar gecesi yalnız benim kimsesiz. Kimsesiz, son matemin yaşayan bir yâdıyım; Bir ah bile demeden can veren yiğitlerin Yollarını gözleyen illerin evladıyım! Şimdi ta uzaklara, Şark'a dönerken yüzüm, Anladım ki zavallı yurdumun acısını Duymayan bu beldede kimsesizim, öksüzüm!
Sayfa 45 - Öksüzlük·Kitabı okudu
Şiir
Cismimizde dökecek düşman için kan bulunur Vatan uğrunda feda etmeye bir can bulunur Içimizde nice bin Zal ve Neriman bulunur Bizde gayret bilenin arslanı her an bulunur Be biz Osmanlılarız bizde çok arslan bulunur Düşmanın kalesine top yerine can atarız Vatana karşı gelen hasma bir elden çatarız Erleriz şan ile serhadd-i vatanda yatarız Arsa-i cenge girip nam alırız can satarız Be biz Osmanlılarız bizde çok arslan bulunur Gelin ey ehl-i vatan can verelim nam alalım Dar-ı ukbaya şehadetle gidim kâm alalım Kılıcı destimize her seher ve şâm alalım Gösterip kendimize âleme bir nam alalım Be biz Osmanlılarız bizde çok arslan bulunur Vatanı gaflet edip düşmana çiğnetmeyelim Bir avuç toprağını can verelim vermeyelim Ne yürekle vatan uğrunda şehit olmayalım Kanımız yok mu ki ecdadımıza uymayalım Be biz Osmanlılarız bizde çok arslan bulunur Şehriyar-ı vatanın biz kulu kurbanlarıyız Hasmına karşı durur bir sürü arslanlarıyız Kılıcı elde gözü kavgada derbanlarıyız Biz bu hâk-i vatanın şanlı nigahbanlarıyız Be biz Osmanlılarız bizde çok arslan bulunur
Sayfa 30 - Mehmet Nâzım·Kitabı okudu
Şiir
yangın
Yanıyor! Yanıyor! Müthiş terrakeler Çekiyor aguşuna o adüvv-i beşer Valideler haneler yetimler Semaya kalkmış istimdat eden eller Validesiz perdesiz kalmış masumlar Gaipten halikten medet bekler Bir zaman pür-gurur gezen zenginler Şimdi hakir Bakıyor bu nâr-ı cehenneme gözler dalıyor Ağır ağır Her yerde âh ü enin Her yerde iftirak Talihlerine isyan ediyor Bütün bu halk
Sayfa 27 - Yangın·Kitabı okudu
Reklam