Başıma gelmiş ya da gelmek üzere olan her şey doğduğum dünyayla ilintiliydi. Bunun farkına vardığım an öksüzlüğünü peşi sıra çeken bir öksüz değildim artık, dünyayla yüzleşebilecek biri olmuştum.
Gerçek büyük felaketler, kendimizi koruyabilmek için kelimelerle çevreleme eğiliminde olduklarımızdır. Yazdığım ilk kelimeler, savaş sırasında beni çevreleyen o sessizliği bulabilmek için attığım umutsuz birer çığlıktı.
Asla doğru şeyi yapmayı beceremedik ve bu yüzden hiç sevilmedik. Ama şimdi sizden uzaklaştırılırken neden bizi yiyecek yağmuruna tutuyorsunuz? Yiyeceklerinize artık ihtiyacımız yok. Biraz dikkat, biraz sevgi her şeyi değiştirebilirdi. Bunun yerine bizi duymazdan geliyor, bize bu tatsız yiyecekleri atıyorsunuz.