Roman; yalnızlık, hüzün, boğazına kadar gelen kelimeleri utangaçlık - kendini aşağı görme düşüncesiyle geri göndermeyi sonuna kadar hissettiriyor. Okurken aklınızdan hep Fuyuko'ya hadi konuşabilirsin aslında bu çok basit bir eylem düşüncesi, sanki Fuyuko'ya o kitabın içinde ama siz onu gören bir göz olarak onunla yaşıyormuş , konuşuyormuş hissi. Roman her açıdan size her duyguyu hissettiriyor, 30'lu yaşlarında bir kadının hayatından bir parçayı okuyoruz fakat bu hayatından okuduğumuz bir parça aslında hayatının tüm yaşantısını nasıl başlayıp nasıl sona erdiğini gözler önüne seriyor. Şunu sormaktan kendimi alamadım kitap boyunca, gerçekten ona böyle mi öğretilmişti hayal kırıklığına uğramak istemiyorsan risk almaktan kaçın, insanları hayatına almak bir külfet mi, bunlardan kaçınırsan incinmeyeceğin mi öğretildi yoksa bilmeden bu şekilde mi kendine koruma kalkanı edindin yalnızlığı? Yine de tüm kitap boyunca hep Fuyuko'ya sarılmak istedim, yalnızlığına o sevdiği ışık olmak istedim , baş ucundaki lambadan uzaya gitmeyen bir ışık.