Bir bakıyorsun aynaya: "Yakın" Bir bakıyorsun "Uzak." Hangi yörüngedeyim şimdi? Ya çarpışırsam! Ya tuzla buz olursa gök. Ya yıldızlar ayaklarına batarsa çocukların. Kan sızan ayaklarıyla saklambaç oynarlarsa kırlarda. Saklandıkları yerleri ele veren. Yıkılmaz mı çadır? Ey uzak, kimliğini göster!
"Saplanan yer" anlamına geliyor Arapça'da merkez. Merkez sanıp diktiğin bayrak, o her noktaya eşit uzaklıkta sandığın, zaferi mi gösteriyor, emin misin beyaz olmadığına? Hem merkeze taşıdığın nesnelere bak, nasıl da ufalanıyor. Ne meşakkatle yüklenmiştin. Merkeze diktiğin ağaç kurudu. Kuşlar gagalıyor çürümüş meyvelerini. Merkeze kondurduğun piramitin taşları düşüyor her gün, zirvelerde mağaralar. Merkeze yerleştirdiğin anahtar paslandı, her kapıya eşit mesafedeydi hani! Merkezim dediğin insanlar savruldu bir bir, çaycı dön dürse de tepsisini havada. Bardaklar uçuşsa da, bir yudum çay dökülmeden. Uçurumlar ağzını açmış direksiyonu kıranları bekliyor. Bir kez şaşırılsın merkez Bardağın kırılması zarar, direksiyonun kırılması ölüm Bir kez yakalasın merkez firarileri. Düğümler ip, ipler düğüm.