O millet, şu coğrafya, öbür ülke, diğer kavim... İnsanın yaratıldığı günden bu yana sadece iki millet vardı aslında. Çünkü insanın bir yanı melekse öbür yanı şeytandı. Yarısı Habil'se öbür yarısı Kabil'di. Bir yanı suysa bir yanı ateşti. Güldü, dikendi, acıydı, şerbetti. İhtişamdı, sefaletti.
Allah Resûlü, evlilik hayatının takriben dörtte üçünü tek eşli olarak geçirmiş; Medine'ye hicret ettikten sonra çeşitli sebeplerle birden fazla hanımla evlilik yapmıştır.
Yüce Allah, sevgili peygamberine hem kız, hem de erkek evlat vermesine rağmen erkek çocuklarının küçükken vefat etmeleri sebebiyle soyu kızlarından devam etmiştir. Böylece Aziz Peygamber'in (s.) izzetli kızları üzerinden, ümmetin kızlarına bir değer bahşedilmiştir.
Araplar, kız çocuklarını ailenin yanında emanet gibi görür; hatta çoğunlukla bir yük olarak değerlendirirlerdi. Bu sebeple onların ölüm, babaları için daha hayırlı görülürdü.