İslâm, kadını kocasına karşı korumuş ve ona izzet vermiştir. Kadın, mümin olarak ümmetin bir parçasıdır. İslâm'ın bu hususta getirdiği önemli bir değişiklik, kadınların ezilmesini önleyici bir ahlakî anlayışı yerleştirmiş olmasıdır.
Annelik, aynı zamanda kadının en önemli biyolojik görevidir. Onun duygu dünyası, buna göre şekillenmiştir. Annelik görevi, kadını hayatın dışına itmez. Aksine annelik onun itibarını artıran, onu değerli kılan bir görevdir.
Hayırlı evlatlar yetiştirmek, Müslüman'ın ait olduğu topluma karşı yükümlülüklerinden biridir. Bu hususta İslâm ile Cahiliye arasındaki temel fark, İslâm'a göre kız ve ya da erkek olsun bütün çocukların Allah'ın bir emaneti olarak değerlendirilmesidir.
İslâm, Müslümanları hayırlı insanlarla yuva kurmaya ve hayırlı evlatlar yetiştirmeye teşvik eder. Hz. Peygamber (s.), hem uygulamalarıyla, hem de zaman zaman sohbetlerinde yada bir problemle karşılaşıldığında nasihatleriyle Müslümanları ailelerini korumaya ve aileye bağlı olmaya teşvik etmiştir.
Asr-ı Saadet döneminde aile, çok önem verilen ve korunması için azamî hassasiyet gösterilen kurumların başında gelir. Zira sağlam bir toplum, sağlıklı bireylerden meydana gelir. Bu bireyler de ancak sağlam temeller üzerinde kurulmuş bir ailenin içinde yetiştirilir.