Memleketimizin, ümmetin ve insanlığın geleceği, ahlakî değerlere bağlı, birbirlerine değer veren, Allah'ın hakkını her türlü hakkın üzerinde tutan bireylerden meydana gelen ailelerden oluşan toplumu gerçekleştirmekle mümkündür.
Yaşantısını Kur'ânî ilkelerden taviz vermeden sürdüren Sevgili Peygamberimiz, günümüzde modernizmin getirdiği bazı tehlikelerle karşı karşıya kalan temel değerlerimizden biri olan ailenin korunması için örnek almamız gereken en önemli modeldir.
Belki biz hem dünü hatırlayalım hem bugünü yaşayalım diye mağaradaki uykuya yatmışızdır. Zamanın uçlarını dünden bugüne bir araya toplamışızdır. Öncekilerin hatalarını sonrakilere anlatalım diye hafızamız kaybolmadan bu kadar uzun süre yaşamışızdır. Bununla ödüllendirildik ama bununla da sınanmışızdır. Çünkü bugünün olaylarını anlamak için bakılacak en uygun yer dündür ama yarını anlamak için de bugüne bakmak gerekir. Çünkü bugün de yarının dünüdür. Dün gibi yarın da bize kendisini sürekli fısıldar. Hepsi tekrarlar kendini. Sezenler için bugünde yarının haberleri vardır.
Gelince sen geliyordun, ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden. Çarşılardan bir serinlik gibi geçiyordum sana gelirken. Kalabalık bile güzelleşiyordu. Eşiğinden değil de güzden yaza geçiyordum her seferinde. Ağzın bulutların ülkesiydi. Gövdene bakıp bakıp "iyilik bu" diyordum. Yitiklerimin de kazançlarımın da adı oldun bir gülüş vakitte. Uzaklara bakmaya seninle başladım. Benim için işgal, senin dışındaki her şeydi. Senden geçiyorsa her şey aşktı. Dünya sensiz geliyordu üstüme. Hırçınlığım buydu; biraz korku, biraz keder, çokça ayrılık.