Öğrendim ki, her ne kadar hoşlanmasak da, felaketlerden çıkaracak iyi bir ders bulmalıyız. Tıpkı şifa veren ilacın zehirli bir kara kurbağanın kafasından çıkarılması gibi...
Bi adam bi kadını sevdi
Ellerini, lüle saçlarını, kurdelalı elbisesini,
Yolda yürüyüşünü,
Saçlarını yana atışını,
Gülümseyerek bakışını
Bi adam bi kadını çok sevdi
Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi
Hiç bekletmedi
Bi adam bi kadını çok sevdi
Dertlerini dinledi, saçını okşadı, sevdi
Onunla konuşurken kelimelerin en güzelini seçti
Dokunurken incitmedi
Bağıra bağıra değil
Sessizce, masumane, içinden sevdi
Bi adam bi kadını çok sevdi
...
Sonra şehre bi yabancı geldi
Kadın o yabancının elini tutup çekip gitti
...