incecik çizgiler , billurumsu kırılganlıklar ,
ve sonra şu yüzeye düşen gölgeler...
nereden çıktılar , durduk yere ,
topyekün , bir resmigeçite hazırlanır gibi ,
vakit de geç değil ki üstelik ,
esintiyle eğilip bükülen ,
iğreti, silik , canlı cansız şekiller .
yoksa hafızam ,
oyun mu oynamakta bana .
Ama dur ...
düş görüyor değilim ,
karşımda hepsi ,
pürüzsüz , şeffaf yüzeye ilişip kalmışken ,
belli belirsiz oynaşırken orada ,
ne demeli ki şimdi buna ... ne desem ki , artık işte ne iseler .
varsın oynaşsın orada ,
kımıltısız yatan ben ,
güçten , takatten
yoksun kalmışken ,
billurumsu iğretilik benim gibi donup kalsın emi şu
buzdan satıhta ,
bir gölgeye , düşe kanacak değilimdim ya ...
Bekle sen , şafak sökecek yakında ,
ışığa gark'olacak yer ile gök ,
ısınacak düşlerim, o buzdan küçük pencereler ...
Ayhan Akdeniz
29 Nisan 2025