Ayhan Akdeniz

Ayhan Akdeniz
@mercr
1 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Binbir Gecenin Başlangıcı – Üçüncü Gece
( Mesnevî Formunda ) Sultânın gözlerinde ateş kıvılcımlanır, Masalın ucunda zaman kıvranır. Şehrazâd anlattı: “Çölde tüccarın önünde durmuşken, Yaşlı bir adam geldi geriden. Dedi: ‘Ben de sana kefil olayım, Ölümden belki bir çıkar yol bulayım.’ Henüz sözleri bitmeden bu defa, İkinci bir ihtiyar geldi yanlarına. Elinde iki siyah köpek vardı, Gözlerinde keder, gönlü de dardı. O da duydu tüccarın acı halin, Dedi: ‘Ben de yarenin olayım senin.’ Üçü birlikte beklerken cini, Üçüncü bir yaşlı geldi sükûtla. Bir antilop bağlıydı elinde, Gözleri yorgunluk, dert içinde. O da hikâyeyi dinleyip ağladı, Dedi: ‘Ben de şahit olurum bu ahde.’
Şiir
Reklam
Mesnevi Esintileri
Sanma ki bülbüller aşkın sırlarını tüketti, Nice mısra kaldı hâlâ kalbin söylemediği. Her gülün ardında bir giz, her dikenin ardında bir ah var, O masal daha bitmedi, aşkın özü hâlâ çağlar. Ayhan Akdeniz 30.04.2025
Şiir
Kız Kulesi, Boğaz ve Aşk
Kız Kulesi, Boğaz ve Aşk Bilir misin, bir Mayıs sabahında güne, o pırıl pırıl güneşe uyanmak nasıl bir şeydir? Tutku mudur bu? Yoksa gecenin bitiminde içte duyulan o hafif erinç mi? Belki de sabırsız bir tezcanlılık… Hayır, hayır, hiçbiri değil. Aşktır bu, düpedüz aşk. Usulca çekilen bir perdenin ardından Kız Kulesi’ne vuran ışıkta, boğazın köpük köpük dalgalarında gökmavisinde kaybolmak, martıların uçuşunda ufka kıvrılan bir rotaya sessizce dalıp gitmek... Kumral bir başın saçlarını usulca okşamak, tel tel o saçlarda kalmak, hayalini kurmak, kokusunu içe çekmek… Her mevsim,
Şiir
Buzlu Küçük Pencereler
incecik çizgiler , billurumsu kırılganlıklar , ve sonra şu yüzeye düşen gölgeler... nereden çıktılar , durduk yere , topyekün , bir resmigeçite hazırlanır gibi , vakit de geç değil ki üstelik , esintiyle eğilip bükülen , iğreti, silik , canlı cansız şekiller . yoksa hafızam , oyun mu oynamakta bana . Ama dur ... düş görüyor değilim , karşımda hepsi , pürüzsüz , şeffaf yüzeye ilişip kalmışken , belli belirsiz oynaşırken orada , ne demeli ki şimdi buna ... ne desem ki , artık işte ne iseler . varsın oynaşsın orada , kımıltısız yatan ben , güçten , takatten yoksun kalmışken , billurumsu iğretilik benim gibi donup kalsın emi şu buzdan satıhta , bir gölgeye , düşe kanacak değilimdim ya ... Bekle sen , şafak sökecek yakında , ışığa gark'olacak yer ile gök , ısınacak düşlerim, o buzdan küçük pencereler ... Ayhan Akdeniz 29 Nisan 2025
Şiir
Puslu Geceden...
Baykuş çığlığı... Körpe yapraklarda, rüzgâra kapılıp savrulan ne varsa geceden. Islak tüylerini yağmurdan sakınan ağaç kovuğundaki telaş... Ve el fenerinin titrek ışığında yola düşmüş bir adam, ardında sarsak bir gölge bırakır. Evet, bir baykuş çığlığı— ormanın nabzını, yürek çarpıntısıyla duyan için kanatlanır bütün uçucular. Ya da çalının dibinde, bir kaya çatlağında soluklanan azade talihliler... geri bırakır seni o yoldan. Ayhan Akdeniz 31/05/2023
Şiir
Reklam