Pencerelerin çoğu karanlıktı, yine de ara sıra lamba yanan bazı evlerde panjurlara tuhaf gölgeler vuruyordu. Dorian bu garip şekilleri
merakla inceledi; devasa kuklalar gibi hareket ediyor, canlı varlıklar gibi el kol hareketleri yapıyorlardı. Gölgelerden nefret ediyordu. Kalbinde kör bir öfke vardı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gecenin gerçekdışı gölgelerinin ardından alışkın olduğumuz gerçek yaşam çıkagelir. Kaldığımız yerden devam etmek zorundayızdır; bıkkınlık verici tektipleşmiş alışkanlıkların sürdürülebilmesi için gerekli çabayı devam ettirme zorunluluğu omuzlarımıza çöker. Bazen de bir sabah gözlerimizi, karanlıkta gönlümüze göre yeniden tasarlanmış bir dünyaya açmak için çılgınca bir istek duyarız; her şeyin yepyeni
biçim ve renklere büründüğü, değişip dönüşebilen, sırlarla dolu, geçmişe dair hemen hemen hiçbir iz taşımayan, her tür
bilinçli yükümlülükten ve pişmanlıktan azade, sevinçli anıların hüzünlendirip mutlu anıların acı vermediği bir dünya.
Şu mor örtünün altındaki yüz canavarlaşsa, çirkinleşse, çürüse ne çıkardı ki. Nasılsa hiç kimse görmeyecekti. Dorian bile görmeyecekti. Ruhunun yozlaşıp çürüyüşünü seyretmenin ne âlemi vardı ki? O gençliğini muhafaza edecekti ya, önemli olan buydu.
Arkadaki duvarda yine o eski Flaman duvar halısı asılıydı; üzerindeki desende bahçede satranç oynayan bir kral ve kraliçeyle, yoldan geçen ve uzun eldivenli bileklerinde ibikli kuşlar taşıyan bir avcı kafilesi vardı. Odaya
bakındıkça yalnız çocukluğunun anıları gözünde yeniden canlanıyordu. O saf ve temiz çocukluğunu düşündükçe bu lanetli tablonun bu odaya saklanacak olması ona daha da korkunç geliyordu. Şimdi mazi olan o günlerde geleceğin ona neler getireceğini neredeyse hiç düşünmemişti.