“şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. acı, ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi. acı, insanın birlikte ölmesi gereken, kollarda en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”
bütün bu karanlığın içinde bir ses, bir umut ışığı aramak aptallık mıdır bilmiyorum, bir işaret beklemek asıl aptallıktır belki de. Yüreğimin ortasında koskoca bir ateş, harlanıyor durmadan. Hiçbir an dinmiyor, uyutmuyor, yedirmiyor, yaşatmıyor da. çürümüş bir bedenim sadece.
Yaşamak, bir başkası olmaktır. Ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır: Dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün anımsamaktır yalnızca, artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.