Doktorun umutlandırıcı sözlerinin etkisi uzun sürmedi. Nasıl sürsün, değişen bir şey yoktu ki: Oda aynıydı, resimler, perdeler, duvar kağıtları, ilaç şişeleri ve ağrıyla kıvranan beden aynıydı.
Acı bir an bile soluk aldırmadan eziyete devam ediyordu; yaşamın dönmemecesine geçip gittiğini bilmesine karşın yaşama duygusu içinde varlığını hep sürdürüyordu; hayatının tek gerçeğine dönüşen, o korkunç ölüm duygusu ve o malum yalan olduğu gibi duruyordu. Günlerin, haftaların, saatlerin ne hükmü olabilirdi burada?
Umurlarında değil, oysa onlar da ölecek. Ne aptalca. Önce ben öleceğim, onlar daha sonra, ama onların da başına aynı şey gelecek. Oysa onlar gülüp eğleniyor. Aşağılık yaratıklar!