irem

irem
@meritopia
if you want to survive out there, you have got to know where your towel is
60 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Bu kitap bir kişisel gelişim kitabı değil
Puan vermedi·320 syf.·
2024 1. kitabı
Yazarın uzun araştırmaları ve emekleriyle sunduğu bu kitap, bir kişisel gelişim kitabı değil. Olmaktan da çok uzak. Daha çok, kaçtığımız ya da üzerine yeteri kadar düşmediğimiz gerçekleri bir bir yüzümüze vuruyor. Benim için içten içe bildiğim bir konu üzerine daha derin düşünmeme sebep oldu diyebilirim. Yazar "çalınan odağımız" için neler yapabileceğimizi gözlemlemiş ve bize sunmuş olsa da bu, tek başına verebileceğimiz bir mücadele değil. Kolektif olarak yarattığımız bu düzeni yine kolektif olarak değiştirmek bizim elimizde. "Toplumsal değişimi savunan insanlara çoğu zaman 'naif' deniyor. Oysa gerçek bunun tam tersi. Yurttaşlar olarak elimizden bir şey gelmeyeceğini, güçlülerin her istediklerini yapmalarına izin verip dikkat becerimizin bir şekilde sağ kalabileceğini düşünmek asıl naiflik." (s.274) Suçu benim gibi sadece kendinde arayanlar, odak kaybı yaşadığının farkında olup henüz nedenlerini yeterince kavrayamamış olanlar ve biraz da umuda ihtiyacı olanlar için güzel bir eser. Okuyun, okutun.
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.·
2023 5. kitabı
Bir Aziz Nesin başyapıtı daha. Kasabasının konuşmaya değer tek sohbet konusu olan Zübük'ün nasıl Zübük olduğunu ve zübüklüğünden nasibini alamamış kasaba halkının dramını anlatan bir yandan gülüp bir yandan da şaşıp kalacağınız bir kitap. Zübük zaten zübük. Benim en çok canımı sıkan her seferinde kandırılan tüm bu kasaba halkı. Kandırılan değil, kanan desek daha doğru. Günümüzdeki siyasetin, siyasetçilerin ve cehaleti eğitmek yerine sömürenlerin temsili Zübük. Son bölüm "Zübüklük Nedir?"de geçen bir alıntı tüm her şeyi özetliyor aslında: "Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip, işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz." Kızmak yerine bir dursak, düşünsek, anlasak. Bir çıkar yolu bulup bu zübüklüğün ve Zübük'lerin türemesine engel olsak. Ama maalesef ki "Gerçekte zübük biziz, benim, sensin... Karşımıza bir zübük çıkıyorsa, onun zübüklüğünde bizim de bir parçamız var." Zübüklüğümüzden kurtulabilmemiz dileğiyle! (İsminden uyarlanan 1980 yapımı, başrolde Kemal Sunal'ın bulunduğu filmi de izlemeden geçmeyelim :'))
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma
Puan vermedi·202 syf.·
2023 4. kitabı
Uzun zamandır ertelediğim ve sonunda okuyabildiğim o muhteşem kitap. Muhteşem olduğu kadar da korkutucu. Sunuş kısmında Neil Gaiman'ın da bahsettiği gibi 'bu bir uyarı kitabıdır'.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,1bin okunma
Bürokratik bir eleştiri
Puan vermedi·343 syf.·
2023 1. kitabı
Aziz Nesin'le edebi olarak tanışma kitabım. Kitabı ikinci okuyuşum, yine ilk kez okumuşum gibi hissettirdi. Yazdıklarıyla halka hitap eden, anlattıklarıyla güldüren ve düşündüren bir yazar. Hayatı boyunca hep mücadele verdi, emek için, insanlık için, çocuklar için. Hiç vazgeçmedi ve hepimizin biraz olsun içinde barındırdığı Yaşar Yaşamaz'ı var etti. Peki Yaşar Yaşamaz kimdi? Var olmaya çalışırken yok olan biriydi diyebilir miyiz? Kendini ne kadar var etmek istese de resmi belgelerce 'ölü' kabul edildiğinden bir türlü yaşayamayan Yaşar Yaşamaz. "Okula gideceğim, ölmüşsün diyorlar. Askere alacakları zaman, yaşıyorsun diyorlar. Mirasımı almak isterim, ölmüşsün derler. Babamın vergi borcunu alacakları zaman, yaşıyorsun derler. Yaşıyorsam nüfus kağıdımı verin, derim, yok, sen yaşamıyorsun derler. Tımarhaneye atacakları zaman yaşıyorsun derler..." Bürokrasiye yapılmış çok yerinde bir taşlama. Okuyun, okutun!
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
Puan vermedi·100 syf.·
2022 14. kitabı
Kimisi hayatını yaşamaya çalışarak ölür, kimisi yaşadığını sanarak. Ben çoğu insanın yaşayamadan öldüğünü düşünüyorum. Hem de farkına bile varamadan. Bi kere senden beklenen şeyler var. Kim bekliyor? Toplum. Ne bekliyor peki? Senelerce oku, sevsen de sevmesen de. Başka? Mezun oldun, gitmen gerekiyorsa askere git. İstemiyorum. Gitmek zorundasın. Gerekmiyorsa? İş bulmak gerek. Askerden geldin işi buldun, bitti mi? Hayır. Yaşın geçmeden kendine uygun bir eş bul. Neden? Nedeni yok, bul işte. Tamam, buldum. Yeter mi? Yetmez. Bi de çocuk lazım. Tamam, çocuğum da var. Artık nefes alabilir miyim? Hayatta yaşayabileceğimiz onlarca güzel an varken biz, bizden istenenleri yapmaya çalışıyoruz, istemesek bile. Monotonu yaşıyoruz, sevmesek bile. Ve bir gün başımıza kötü bir şeyin geleceğini hesaba katmıyoruz. Aslında her an olabileceğini bilsek bile. İvan İlyiç'in rahatsızlandıktan sonra ölüm ve yalnızlıkla verdiği mücadele, içsel hesaplaşma ve kendisine yabancılaşan şeylere duyduğu nefret. Bir an her şey güzelken ansızın gelenle her şeyin altüst olabileceği gerçeği... Gerçeklerle yüzleşmek isteyenler için oldukça tatmin edici bir kitap. İyi okumalar!
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202260,9bin okunma
Reklam
Reklam