Bir Aziz Nesin başyapıtı daha. Kasabasının konuşmaya değer tek sohbet konusu olan Zübük'ün nasıl Zübük olduğunu ve zübüklüğünden nasibini alamamış kasaba halkının dramını anlatan bir yandan gülüp bir yandan da şaşıp kalacağınız bir kitap. Zübük zaten zübük. Benim en çok canımı sıkan her seferinde kandırılan tüm bu kasaba halkı. Kandırılan değil, kanan desek daha doğru. Günümüzdeki siyasetin, siyasetçilerin ve cehaleti eğitmek yerine sömürenlerin temsili Zübük.
Son bölüm "Zübüklük Nedir?"de geçen bir alıntı tüm her şeyi özetliyor aslında: "Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip, işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz."
Kızmak yerine bir dursak, düşünsek, anlasak. Bir çıkar yolu bulup bu zübüklüğün ve Zübük'lerin türemesine engel olsak. Ama maalesef ki "Gerçekte zübük biziz, benim, sensin... Karşımıza bir zübük çıkıyorsa, onun zübüklüğünde bizim de bir parçamız var."
Zübüklüğümüzden kurtulabilmemiz dileğiyle!
(İsminden uyarlanan 1980 yapımı, başrolde Kemal Sunal'ın bulunduğu filmi de izlemeden geçmeyelim :'))